21.03.2019 12:21
Konya Ovası'nda obruk sayısı artıyor

Orta Anadolu'nun genelinde jeolojik faktörler ve yer altı sularının kontrolsüz kullanımı, bugüne kadar 325 obruğun oluştuğu Konya Ovası'nda yeni oluşum riskini artırıyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, ülke genelinde obruk oluşumları Konya Kapalı Havzası'nda görülüyor. Kireçtaşlarındaki karstlaşma neticesinde gelişen mağara sistemlerinin tavanlarının çökmesi sonucu meydana gelen obrukların oluşumunda, arazinin litolojik özellikleri, yer altı suyunun çekilmesi ve suyun akım yönü etkili oluyor. 1970'li yıllardan itibaren yer altı sularının kontrolsüz kullanımı ve buna bağlı olarak yer altı suyu seviyesinde meydana gelen düşme, derinlikleri 20 ile 150 metre arasında değişen obrukların oluşumunu da hızlandırıyor. Bu yüzden yer altı su çekiminin, beslenmesinden fazla olduğu Konya Kapalı Havzası, yer altı suyu çekimini sınırlandırmak için DSİ tarafından kapalı saha ilan edildi. Bu kapsamda DSİ Genel Müdürlüğü yer altı suyunun doğru kullanımı konusunda gerekli bilgilendirmeleri yaparak, engellenmesi mümkün olmayan obrukların oluşmasından dolayı ortaya çıkabilecek riskleri en aza indirmek için çalışmalarına devam ediyor.

"Yer altı suyu seviyesi 30 yılda 30 metre azaldı"

Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı İhsan Bostancı, yaptığı açıklamada, Konya Ovası'nda su ihtiyacı fazla bitkilerin ekildiğini söyledi. Bu yüzden yer altı suyu seviyesinin azaldığını belirten Bostancı, "Yer altı suyu seviyesi 30 yılda 30 metre azaldı. Her yıl yer altı suyu seviyemiz bir metre düşüyor. Bu seviyedeki düşüş obrukların oluşumlarını tetikleyen faktörlerden biridir. Yer altı suyunun çekildiği her yerde obruk oluşacağı anlamı çıkmamalıdır. Biz, obruk oluşumlarının önlenmesi ve bununla ilgili alınacak tedbirler kapsamında MTA ve AFAD tarafından yürütülen projelerin finansmanını sağlıyoruz." diye konuştu.

"Her yıl 250 milyon metreküp su tasarrufu sağlandı"

Bostancı, yer altı suyunun aşırı kullanımının engellenmesi için çalışma yürüttüklerini aktararak, şöyle devam etti: "Bu anlamda kısa, orta ve uzun vadede çalışmalar yürütüyoruz. Bölgemizdeki mevcut sulama sistemlerinin rehabilite edilmesini sağladık. Çünkü ciddi anlamda su kayıpları yaşanıyordu. 120 bin hektar alanda basınçlı sulama sisteminin kurulmasını finanse ettik. Bu da bölgedeki suyun tasarruflu kullanılmasına ciddi katkı sağladı. Bu sulama sistemleri sayesinde her yıl yaklaşık 250 milyon metreküp su tasarrufu gerçekleşti." 

"Jeolojik faktörler de etkili"

Konya Teknik Üniversitesi (KTÜN) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık ise Türkiye'nin tatlı su bakımından zengin bir ülke olmadığına dikkati çekti. Türkiye'de kişi başına yıllık 1200 ton su düştüğünü anımsatan Arık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Konya Ovası'nda metrekareye yıllık 320 milimetre yağış düşüyor. Bölgede devam eden kuraklık ve artan yer altı suyu kullanımı, yer altı su seviyesinin düşmesine neden oluyor. Su seviyesi son 40 yıllık periyotlara baktığımızda ciddi anlamda düşüyor. Yer altı sularının aşırı ve bilinçsiz kullanımı obruk oluşumlarını da tetikliyor. Tabii yalnız başına su kullanımından ziyade jeolojik faktörler de etkili." - "Kaçak su kuyuları kontrol altına alınmalı" Arık, obrukların binlerce yıl önce oluşmaya başlayan doğa olayları olduğuna işaret etti. Geçen yıl 20'nin üzerinde, bu yılın ilk iki ayında ise 6 obruğun oluştuğunu anlatan Arık, şunları kaydetti: "Toplamda tespit ettiğimiz obruk sayısı 325'e ulaştı. Havzada tarımsal üretim için yoğun su kullanılmaya başlandı. Şeker pancarı, mısır gibi bitkiler su kullanımını artırdı. Ayrıca bölgede ciddi anlamda kaçak yer altı suyu kullanımı mevcut. Tespit edilen 140 bin su kuyusundan yalnızca 40 bini ruhsatlı. Yani 100 bin civarında ruhsatsız su kuyusu var. Bu durum acilen önlenmelidir. Ayrıca yer altı su seviyesinin beklenenden hızlı düşmesi ve obruk oluşumlarının önlenmesi adına su kullanımı konusunda insanların bilinçlendirilmesi gerekiyor. İmar barışı gibi belki bir su barışı ile en azından su kuyularının kontrol edilmesi sağlanmalı ve yoğun su tüketen bitkilerin ekimi konusunda tedbirler alınmalıdır."

Kaynak : AA
YORUMLAR