07.01.2015 21:44
Terim, 'Ülke futbolu iyiye gitmiyor'

Fatih Terim, ülke futbolunun iyiye gitmediğini ve önemli çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.

Haliç Kongre Merkezi'nde yapılan 23. Uluslararası Antrenör Gelişim Semineri'nin ikinci gün son oturumunda, "Futbolumuz ve geleceği" konulu bir konuşma yapan Fatih Terim, Türk futbolunun geleceği, ne durumda olduğu, tüm çıplaklığıyla geleceğin nasıl olması gerektiği konularında sadece tespitlerde değil, çözüm önerilerinde bulunacağını kaydetti. Terim, konuşmasının başında, geçmişte olduğu gibi yine seminere katılan teknik adamların, önemli konuklar olmasına karşın oturumlara ilgisizliğinden yakınırken, şunları söyledi: "Geçmişte 2 yılda bir yaptığımız ve bundan sonra da 3 yılda bir gerçekleştireceğimizi açıkladığımız bu organizasyonun çok önemli bir randevu olduğunu düşünüyorum. Ben bir rahatsızlığımı dile getirmek istiyorum. Antalya'daki seminere, İtalya Milli Takımı ile dünya şampiyonu olmasının hemen ardından Marcello Lippi'yi getirmiştik. Çok önemli bir şeydi ama arkadaşlarımızın yarısı dinlemek yerine, salonda çay ve sigara içiyorlardı. Demek ki bilmedikleri bir şey yoktu. Katkı sağlanacak biri de değil. Ardından hiçbir yere gitmeyen Fabio Capello'ya rica ettim, kırmadı geldi. Aynı durum devam etti. İki senede bir yapılan bu önemli etkinlik için 2 gün sabrımız bile yok. Sabah oturumunda Fransız arkadaşımız altyapıyla ilgili çok önemli bilgiler verirken, salonun yarısı dışarıda ve burayı dinlemiyordu. Bilgiyi, birikimi çok kolay elde edemezsiniz. Kendine uygun gördüğü bir tane felsefeyi alsa kafidir ama biz bu sabırda bile değiliz."


"Ülke futbolu iyiye gitmiyor"

Terim, sonda söylemesi gerekeni en başta söyleyeceğini belirterek, "Ülke futbolu iyiye gitmiyor arkadaşlar. Her platformda bu durumu gösterecek bir çok örnek var. Futbol içindeki aktörler olarak hepimiz kendimize gelelim. Kendimize gelmek zorundayız" ifadelerini kullandı.

A Milli Takım Teknik Direktörü, Türkiye Futbol Direktörü veya yaklaşık 50 yılını futbol içinde geçirmiş bir spor adamı olarak değil, kendisini spora adamış bir ülke insanı olarak dinlenilmesini isteyen Terim, "Söyleyeceklerime, ülkesi için, kaynakları ve evlatları için yüreği yanan birinin haykırışı olarak kulak verin lütfen. Bu konuşmamın, kişilerle, kulüplerle ve kurumlarla hiçbir ilişkisi yoktur. Lütfen ilişkilendirme çabasına da girmeyin. Bu, kimseye karşı değil, sadece futboldan yana yapılmış bir konuşmadır" diye konuştu.

Galatasaray ile yollarının ayrılıp Türkiye Futbol Federasyonunda (TFF) göreve tam zamanlı başlaması sürecini bir kez daha tekrarlayan Terim, "Ben, takımımla birlikte antrenmandayken, üstelik 3 gün öncesindeki maçtan sonra, 'kovsalar da gitmeyeceğim' dedikten sonra görevimden alındım. Bunun üzerine TFF yönetimi teveccüh göstererek, teknik adamlık göreviyle birlikte Türk futbolunun geleceğiyle ilgili projeler geliştirip, uygulamam için bana Türkiye Futbol Direktörülüğü görevini teklif etti" ifadelerini kullandı.

Terim, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben bu görevi, milli takımda 2 maç kazanmak, 3 maç kaybetmek için veya bir turnuvaya katılabilmek için değil, kötüye giden ülke futbolunun tekrar yukarı çıkarılmasına katkı sağlamak için kabul ettim. Aksi durumda, milli takım teknik adamlık görevini kabul etmezdim. Bundan emin olabilirsiniz. 'Çok şerefli görevdi, daha önce iki kez geldim ve elimden geleni yaptım' der, kabul etmezdim. Türk futbolunu dizayn etme görevi verildiği için kabul ettim. Bir yıl önce imza attığımda, çok önemli bir söylemim oldu. Bu defa, 'eğer bir şeyleri başaramazsam, daha önceki seferlerde olduğu gibi sadece tespitte bulunup, maddeleri sıralamayacağım. Engel olanları ve engelleri de açıklayacağım' dedim. Şimdi tam bir yıl sonra karşınızdayım."

"Kral çıplak demek için karşınızdayım"

Terim, göreve gelmesinin ardından bir yıl içinde çalışma arkadaşlarıyla tüm Türkiye'yi araştırdıklarını, tüm dünya ülkeleriyle, özellikle Avrupa ülkeleriyle karşılaştırmalar yaparak projeler geliştirip, bir kısmını da hayata geçirdiklerini aktardı. Terim, "Hayatında çalıştığı kulüp ve kurumlardan, göreve geldiğinden bir eksik gitmiş, gönderilmiş bir spor adamı olarak, gitmekten veya gönderilmekten çekinmeyen, doğru söylemekten vazgeçmeyen biri olarak karşınızdayım. Bir kısmını bilip görmezden geldiğimiz, bir kısmını yok saydığımız, bir kısmını ise göremediğimiz şeyleri söylemek için, yani 'kral çıplak' demek için karşınızdayım."

Gelişmiş ülkelerin spora, milli savunmaları kadar yatırım yapıp, sporcularına orduları kadar önem verdiklerini dile getiren Terim, "En son teknolojiden yararlanarak sporu ve sporcuyu destekliyorlar. Almanya örneği var, nüfuslarımız da benziyor. Orada 28 milyon insan spor yapıyor. Bizdeki sayı 3 milyon.  Almanya bu rakamdan yarışmacı sporcuları çıkarırken, biz 3 milyondan her türlü şampiyonlukları istiyoruz. Onların neredeyse 10'da bir hacminden şampiyonlar çıkarmaya gayret ediyoruz. Açıkçası şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyoruz. Uzun süreli projeler yerine, her zamanki gibi kısa süreli çözümler oluşturmaya çalışıyoruz. Hatta bu yüzden devşirmelere yöneliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Ülke futbolu hakkında elinde bulunan bazı çarpıcı rakamları ve karşılaştırmaları paylaşmak istediğini vurgulayan Terim, şöyle devem etti:

"Bunları paylaşacağım ki ayaklarımız yere bassın. Nerede ve ne halde olduğumuzu bilmekte yarar var. Durumumuzu tespit etmeden, teşhisleri doğru koymadan, tedavileri de doğru yapamayız. Global anlamda dünya üzerinde 265 milyon insanın kayıtlı olarak futbol oynadığını görüyoruz. Çalışan olarak da 5 milyon eklersek, 270 milyon insan. Ülkemizde ise 273 bin futbol emekçisi var. Dünya ortalaması yüzde 4,5-5, bizim ortalamamız yüzde 0,33. Bu sayı da yine şaibeli. Bu sayının doğru olduğunu kabul ettiğimizde bile oran 0,33. Bu oran, UEFA'daki 54 ülke içinde bizi 48'inciliğe taşıyor. Kulüpler sıralamasında bir numaraya gelmiş, milli takımlarda 30'un altını da görmüş bir teknik adam olarak buradayım. Avrupa'nın 7'nci, dünyanın ise 17. en büyük ekonomisi olan Türkiye için bunu izah etmemiz mümkün değil.  Almanya 7 milyon lisanslı oyuncuya sahip, biz ise yaklaşık 270 bin profesyonel ve amatör futbolcuya sahibiz. Bu rakamlardaki, anlayıştaki mağlubiyetimiz, inanın bana sahadaki mağlubiyetlerimizden daha önemlidir. Sahada bir maç kaybedebilirsiniz, burada ise maalesef geleceğimizi kaybediyoruz. Bir maçın telafisi olabilir ama buranın telafisi yok."

"Her şeyimizin ters olduğu gibi, oyuncu piramidimiz de ters"

Futbolda olması gereken oyuncu piramidini ve Avrupa'daki örneklerini paylaşan Fatih Terim, Türkiye'de ise piramidin tam ters şekilde olduğunu aktardı.

Avrupa'da alt yaş kategorilerinden itibaren başlayan geniş tabanlı bir oyuncu piramidi olduğunu dile getiren Terim, "Ülkemizde benzer bir yapılanma olması beklenir. Bizde tuhaf bir şey var. Piramidin başı sonu karışmış. Her şeyimizin ters olduğu gibi, oyuncu piramidimiz de ters. A takımlarda olan oyuncu sayısı, 13 yaş altı kategorisinin 3 katı kadar. Futbolumuzun geleceğini siz hesap edin. Avrupa'nın 13 yaş altı kategorisinde ulusal şampiyonası olan tek ülkesi olmamıza rağmen, bu yaştaki oyuncu sayısı, 19 yaş altından daha az. Normalde en fazla oyuncu 13 yaş altı kategoride bulunmalı" ifadelerini kullandı.

Terim, Avrupa'nın genelinde alt yaş gruplarındaki takım sayılarının, üst yaş gruplarından çok daha fazla olduğunu kaydetti. Terim, "Bizde yine tam tersi. Bunları düşündükçe, inanın bana uykularım kaçıyor. Yıllardır, 'bu ülkede vardır' demişiz,  yine söylüyorum, 'vardır' ama bir hayli de endişe duyuyorum. Biz futbol ekonomimizin büyüklüğüyle övüne duralım, diğer ülkeler, kaynaklarını daha alt kulüplerin profesyonel sporcu yetiştirebilmesi için kullanıyorlar. Avrupa'nın 7'nci futbol ekonomisi olmamız tek başına ne ifade eder" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin kendisine örnek olarak aldığı Avrupa'nın 5 futbol ülkesinden, İngiltere'de 92, İspanya'da 42, Fransa'da 40, Hollanda 38, Almanya'da ise 36 profesyonel takım olduğunu anlatan Fatih Terim, "Bizde 127 futbol kulübü bulunuyor. Tek başına neyi ifade eder? Koca bir hiç. Piramit ters. Altta az oyuncu var, üstte çok, yine çok profesyonel takım var. Ekonomik gücümüzü harcıyoruz. Demek ki doğru yerlere harcamıyoruz. Nafile çabalar içindeyiz" diye konuştu.

"Manzara vahim"

Terim, kulüplerin durumunu yakından görmek için göreve geldiği günden itibaren çalışmaya başladığını dile getirerek, "Manzara, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar vahim. Eğer kulüplerimiz birer ticari şirket olsaydı, bir kaçı dışındakilerin tamamı iflas ettiklerini açıklamak zorunda kalırlardı" dedi.

Bir çok kulüpte kaynağı olmayan paraların, hatta geleceğe dönük gelirlerin bile harcandığını vurgulayan Terim, "Hiçbir şekilde yanlış harcamaların hesabı da sorulmuyor. Sorulsa da net cevap alınmıyor. Böyle bir düzen olur mu? Böyle bir kulüp yapısı olur mu? Hayır olmaz ama müsaade ederseniz oluyor" diye konuştu.

UEFA Kulüp Lisansı almaya hak kazanan takım sayısının ciddi şekilde düştüğünü, PTT 1. Lig'de mücadele eden hiçbir kulübün ise bu lisansa sahip olamadığını kaydeden Terim, "Daha enteresan bir şey söyleyeyim, lisans alınması gerekir ama hiçbirinin yok. Üstelik başvuru da yok. Türkiye Kupası'nı kazanma fırsatları da var. Kazansalar Avrupa'ya gidemezler. Daha enteresanı, bu ligdeki 16 kulüpten sadece yarısının Ulusal Kulüp Lisansı mevcut. Bırakın PTT 1. Lig'i, Süper Lig'de de Ulusal Kulüp Lisansı kriterlerine uymayan ekipler var" ifadelerini kullandı.

Terim, kulüplere kriterler getirilmesini isteyeceğini, 2. Lig'de vaya 3. Lig'de kahvehanede kurulup, hala oralardan yönetilen kulüpler bulunduğuna dikkati çekti.

"Bu kulüplerden bazılarının faksı, elektronik posta adresi olmadığı için, resim olarak da ulaşamıyorsunuz ama profesyoneliz. Bu hepimizin sorunu" diyen Terim, şunları söyledi:

"Soyunma odası yok, kahvehanede soyunuyor, maçtan sonra hamamda yıkanıyor ama profesyonel. Bu ve buna benzer çok çarpıcı örneklerimiz var. Ben, gerçekleri anlatmaya söz verdiğim için anlatıyorum. İlk kendimi suçlu ilan ederek başladım. Tesis böyle, ekonomi böyle, lisans sayısı böyle, sporcuya bakış da böyle."

"Bir tek Arda Turan var, onu da geri getirmeye çalışıyoruz"

Terim, dünya sıralamasının üstlerindeki ülkelerin milli takımlarına bakıldığında, pek çok oyuncularının en iyi liglerden geldiğinin görüldüğünü aktararak, Türkiye'deki tek örneğin ise Arda Turan olduğunu söyledi.

İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa'da toplam 785 milli takım oyuncusunun mücadele ettiğini kaydeden Terim, "Sadece biri bizden. Bildiğiniz gibi bir tek Arda Turan var. İkincisi yok. Onu da yakında getiririz zaten. Tutmayız orada. Bizim daha fazlasını göndermemiz gerekirken, onu da geri çağırıyoruz. Biz kısır dönemlerde bile 2000'li yıllarda bir çok oyucuyu Avrupa gönderebildik. Şimdi bir tane var. Futbolumuzun sahada oynanan mücadele kısmında en önemli göstergelerden biri" diye konuştu.

Yabancı oyuncu kararı

Fatih Terim, Türkiye'den yurtdışına çok az sayıda futbolcunun transfer olduğunu dile getirerek, "Daha çok oyuncu ihraç etmeliyiz. Ülke futbolunun gelişmesinde ihraç edeceğimiz oyuncu sayısı çok önemli. Benim yabancı kararını almamdaki en büyük sebep budur. Alınan karara benim bakış açım belli. Ülke futboluna en iyi katkıyı sağlamak için aldık. Bu kararda en olumsuz etkilenecek mevki de benim. Türk Milli Takımı'nın teknik direktörüyüm. Eğer bir olumsuzluk olursa en çok etkilenecek benim ama ben ülkemin geleceği için bu sorumluluğu da göğüslemeye hazır olduğumu söylemeliyim" diye konuştu.

Alınan kararla Türk futbolunun gerçek değerine kavuşacağını vurgulayan Terim, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu sağlamalı ki futbolcu ihraç edebilelim, antrenör ihraç edebilelim. Alınacak karar kulüp takımlarının Avrupa'da daha başarılı olabilmesinin yolunu açacaktır. En azından kulüplerimizin bu konuda yıllar süren şikayetlerinin de ortadan kalkmasına sebep olacaktır. Alınan karar kulüp altyapılarından daha çok gencin yarışma ortamına taşınmasını sağlayacaktır. Daha çok gencimizin yukarı çıkmasına vesile olacaktır. Alınan karar ligdeki şampiyonluk yarışına daha çok kulübün katılmasının önünü açacaktır. Ben olaya bu yönüyle bakıyorum. Tamamen serbest bırakılması dahil her seçeneği çalıştığımızı ve gözden geçirdiğimizi bilmenizi istiyorum  Benim için karar yabancı sayısı değil, yerli oyuncunun sayısı ve durumu kararıdır. Hiçbir yabancı almayabilirsiniz ama 14'ten az yerli oyuncu alamazsınız."

Türkiye Futbol Direktörü, yabancı kararının bir amaç değil, araç olduğunu anlattı.

"Şimdi çözüm zamanı"

Fatih Terim, Türk futbolunun gelişmesi için bütün paydaşlarla çağrıda bulunarak, şunları kaydetti:

"Şimdi açık olma zamanıdır. Dibe vurmadan ne yapacağımızın çözümünü bulma zamanıdır. Dibe vurduk ama ben pozitif bakmak istiyorum, 'dibe vurmadan' diyorum. Çözüme katkı sağlayacak herkesin plan ve projesini ortaya koymasını istiyorum. Herkesin bu işe samimi katkı sağlama zamanıdır. Kısa pansumanlar bizim neredeyse karakteristik özelliğimiz. Artık kısa pansumanlar, geçici tedbirler işi çözmüyor. İlk defa futbolumuz için uzun projeler yapma zamanıdır. Onun için ben böyle uzun bir sözleşme imzaladım. Akılcı hedefler koyup önümüze stratejik planlar yapma zamanıdır. Futbolun tüm paydaşları için söylüyorum; şimdi vurma zamanı değildir. Yargılayıp asma zamanı değildir. Şimdi tüm paydaşlarla birlikte çözümün ortağı olma zamanı. Samimice çözüm ortağı olma zamanı."

"Messi bizde olsaydı yok olmasına sebep olurduk"

Fatih Terim, Türkiye ve Avrupa'nın önemli ülkelerinde oyuncu gelişimine verilen önemi karşılaştırarak, Barcelona'nın yıldız oyuncusu Lionel Messi üzerinden bir örnekleme yaptı.

Avrupa'da oyuncuların gelişimi için yaşlarına göre uygun stratejiler geliştirildiğini dile getiren Terim, şöyle konuştu:

"Messi'nin çocukluğu eğer bizim ülkemizde geçseydi, önce bir defa bu 'çelimsiz' derdik. Yarıştığı yaş kategorisinde yaşı küçültülmüş ve gelişmiş fizikli rakipleri tarafından bir hayli hırpalanırdı. Yapamadığı uygulamalar nedeniyle belki 'cüce' derdik, dalga geçerdik, yok olmasına sebep olurduk ya da medya tarafından göklere çıkartılıp anası, babası, komşuları televizyonda programlara çıkartılırdı. Oyuncu o yaşta böyle bir yükü taşıyamayıp psikolojisi bozulur kaybolur giderdi."

Fatih Terim, Avrupa'nın önemli ülkelerinden futbola başlama yaşının 5, Türkiye'de ise 10 olduğuna dikkati çekerek, "Burada arayı kapatmaya çalıştığımız antrenman saatleri değil. Çocuklarımız maalesef okullarda da az süre spor yapma imkanı buluyor. Maalesef sıklıkla spor yapmak için bazı dersler kullanılmıyor. Beden eğitimi derslerimizin sayısı içler acısı. Şehirdeki çocukların boş alan bulamayacağını düşünürsek, aradaki makas her geçen gün artıyor. Bunlar bilimsel verimler" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de profesyonel takımların gençlik geliştirme programlarındaki eksikliklerini anlatan Terim, "Altyapıyla ilgili konuşurken bugün kulüplerde altyapı programı zorunluluğunu kaldırsak, eğer bundan birçok kulüp memnuniyet duymazsa adımı değiştiririm. Hemen altyapı programlarını feshederler. Çünkü geçmişte bazı aymaz kulüp yöneticileri, gençlik gelişme programlarını kulübe yük olarak görüyorlar. Aşağdaki üç kuruş önemseniyor, ama yukarıdaki tasarruf hiçbir önem ifade etmiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Bu ülkeye yazık"

Fatih Terim, Galatasaraylı futbolcu Semih Kaya ile Beşiktaşlı oyuncu Veli Kavlak'ın fair play'e yönelik davranışlarından da söz ederek, şunları kaydetti:

"Çocuklar hakeme yardımcı olmuş, kararının düzeltilmesine vesile olmuşlar. Maç sonrası televizyon programlarını seyrediyorum. Bu tür davranışların artmasını sağlayacağımıza, 'Takımı mağlup olsaydı yapar mıydı?, Maçta dakika 89. dakika olsa yapar mıydı?' şeklindeki yorumlar. Ya arkadaşlar yazık bu ülkeye. Yazık kaybettiğimiz değerlere. Niye hep ön yargıyla yaklaşıyoruz. Niye hep emeği komplo teorilerine, yalanlara, dedikodulara harcıyoruz? Arkadaşlar geçirdiğimiz zamana yazık."

Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) Çocuk Koruma Programı'yla ilgili açıklamalarda bulunan Terim, "Bu programa çok önem veriyoruz. Çünkü ne yapılırsa yapılsın sonuçta iki merciye olan oluyor; biri çocuklarımıza biri geleceğimize. Altyapılarda, çocuklarımıza ne eziyet edildiğini, onların hem ruhsal hem de fiziksel olarak istismar edildiğini maalesef müşahede ettik. Ne pahasına olursa olsun kazanmak için kurulmuş altyapı eğitim düzeni nedeniyle çocuklar hem aileleri hem de antrenörleri tarafından çok ciddi travmalara maruz bırakılmaktadırlar. Çocuk Koruma Programı onları bu durumlardan korumaya yöneliktir" diye konuştu.

"Seyircisiz futbolu ayakta tutmanın imkanı yok"

Türkiye'de futbola olan ilgi ve maçlara giden seyirci istatistikleriyle ilgili de bilgi veren Terim, "Futbol seyirciyle değerli ve keyifli hale gelen bir spor. Seyircisiz futbolu ayakta tutmanın imkanı yok. Seyirciyi tekrar tribüne çekmek zorundayız. Seyircinin statlardan uzaklaşmasını bir tek nedenle açıklayamayız. Bunun birçok sebebi vardır. Bunları çözüp futbolu tekrar seyirciye kavuşturmaya gerekir" ifadelerini kullandı.

Fatih Terim, Türkiye'de 127 profesyonel futbol kulübünün olduğunu belirterek, "Ülkemizin 127 profesyonel kulübü kaldırması mümkün değil. TFF süratle kalite değerlendirmesi yapmalıdır. Öncelikle 3. Lig'de kriterleri tutan kulüplerimiz 2. Lig'de, tutturamayanlar ise futboluna BAL liglerinde devam etmelidir. Bunun için programlarımız var" dedi.

Türkiye Futbol Direktörü, futbolun gelişimi için kulüp bütçelerinin belli bir kısmının gençlik geliştirme programına ayrılması, kriterleri tutturamayan kulüplere yaptırım, amatör kulüplerle işbirliği, her profesyonel kulüpte TFF tarafından yetiştirilmiş uzmanın görevlendirilmesi, TFF'nin desteklerinin doğru yere gitmesi, antrenör ücretlerinin zamanında ve uygun yatırılması, sporun aynı zamanda bir eğitim aracı olarak kullanımı, gelişmiş müfredat, futbol analiz takip ve istatistik hareketi, teknik eğitim raporlama ve istatistik merkezi, yabancı sayısı gibi başlıklarda yapmayı planladıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

"Kurullarla ilgili projelerim var"

Fatih Terim, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu ve Merkez Hakem Kurulu'nun yapılarıyla çalışma düzenleri hakkında projeleri bulunduğunu, ancak henüz federasyon yönetimiyle paylaşmadığı için bilgi veremeyeceğini dile getirdi.

Eğer düşündüğü değişikliklerin onaylanması halinde, federasyonun asıl misyonuna dönebileceğini aktaran Terim, "O zaman federasyon, futbolun yaygınlaştırılması, kulüplerin denetlenmesi, tesisleşme, eğitim, spor kültürünün topluma benimsetilmesi, elit futbolcu yetiştirilmesine katkı sağlama, milli takımların başarısı konularında daha etkin ve verimli çalışmalar yapabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Çalışmalarıyla ilgili birçok kulüp başkanı, yönetici, teknik adam ve hakemle görüştüğünün altını çizen tecrübeli futbol adamı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Burada mesele Fatih Terim, federasyon yönetimi veya Yıldırım Demirören değil. Üzerinde durmamız gereken tek mesele, fedakarlığı yapmamız gereken tek merci vardır; o da Türk futbolu. Ben giderim, başkası gelir. Türk halkına sesleniyorum. Benim amacım, Mevlana'nın da dediği gibi, güzel günlere doğru yürümek. Şu anda bulunduğum görevi de bu yüzden kabul ettim. Dolayısıyla amacım ülke futboluna yardım etmek. Uzun süreli ve önemli projeleri hayata geçirmek için elimden geleni, hatta daha fazlasını yapacağımdan emin olabilirsiniz. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Ya yaparım, ya yaparım. Bu bir mücadele. Baktım ki olmuyor. Bunu da sizlerle paylaşırım. Mücadelemi başka platformlarda sürdürürüm. Türk futbolunun başka platformları da var. Pes etmek yok."

Terim, TFF Genel Kurul yapısının da değiştirilmesi ve taban temsilinin arttırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kürsüden yaklaşık 2,5 saatlik süreyle katılımcılara hitap eden Fatih Terim, konuşmasının sonunda büyük alkış aldı.

Terim'in konuşmasının ardından, iki gün süren seminer sona erdi.

YORUMLAR