21.07.2021 16:51
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Güney Kıbrıs NATO’da olamaz

KKTC ziyareti sonunda gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Rum kesiminin NATO üyeliği ile ilgili "Güney Kıbrıs'ı Nato'ya almaları mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan ayrıca, KKTC ziyareti heyeti için CHP ve İyi Parti genel başkanlarını davet ettiklerini ancak gelmediklerini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ziyareti dönüşü basın mensuplarnın sorularını cevapladı. Güney Kıbrıs’ın NATO trafiğinden, Kapalı Maraş'ta yeni açılan mülk yerlerine kadar birçok konuda önemli mesajlar verdi... İşte ayrıntılar...

KKTC’de iki devletli çözüm önerisi konusunda Atina’nın yeni bir konferans çağrısından sürekli kaçtığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kıbrıs’ın NATO’ya üyeliğinin Türkiye varken mümkün olmayacağını söyledi. Erdoğan ayrıca KKTC ziyaretindeki heyetiyle ilgili CHP ve İyi Parti genel başkanlarını davet ettiklerini ancak gelmediklerini söyledi.

RUMLAR 'BARIŞ SUYU'MUZU BİLE KABUL ETMEDİ

20 yıl öncesinin Kuzey Kıbrıs’ı ile bugünün Kuzey Kıbrıs’ı mukayese edilemeyecek derecede değiştiğini ve alt yapısıyla üst yapısıyla geliştiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun bunları başardık. Bizden önceki iktidarlar bunları maalesef başaramadılar; böyle bir dertleri de zaten yoktu. Ama bizim derdimiz vardı. Biz ülkemizde kendimize neyi dert edindiysek, aynısını burada da kendimize dert edindik ve adımlarımızı da buna göre göre attık, atıyoruz. Tabi burada bize hep bazı bariyerler oluşturuldu. Bu bariyerler sebebiyle de burada atılması gereken adımlar gecikti. Düşünün, susuzluğa talim eden bir Kuzey Kıbrıs vardı. Şimdi Türkiye’den buraya denizin altından su getiriyoruz. Ve biz bir meydan okuma da yapıyoruz; Güney’e diyoruz ki “İsterseniz size de buradan su verebiliriz. Bunun adını da Barış Pınarı koyarız.” İsteyemediler. Şu anda hala tankerlerle Yunanistan’dan Güney’e su getiriyorlar. Tabi biz onların hepsini elhamdülillah aştık.” açıklamasında bulundu.

Kurban Bayramı’nın manevi iklimini Kıbrıslı kardeşlerimizle paylaşmış olduk diyen Erdoğan, “Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne olan desteğimizi de en üst düzeyde sergiledik, sergilemeye de devam edeceğiz. “ dedi.

MARAŞ AÇILIMI BARIŞ PROJESİDİR

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile KKTC Başbakanı Ersan Saner ve bakanlarla kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Kıbrıs davamız ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler özelinde fikir teatisinde bulunduklarını belirterek şunları söyledi: Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik. Başbakan Sayın Ersan Saner ve bakanlarla da bir arada olduk. Milli Kıbrıs davamız ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler özelinde fikir teatisinde bulunduk. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliğini ve dayanışmayı daha da güçlendirmek üzere atılacak adımları ele aldık. İş birliğimizin farklı boyutlarını yansıtan projelerin açılış ve tanıtım törenlerini de gerçekleştirdik. Maraş açılımının ikinci aşamasını hayata geçirdik. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümetini açılım konusunda ortaya koydukları dirayetli duruş ve bu kapsamda aldıkları karar için bir kez daha tebrik ediyorum. Maraş açılımı, esasen bir barış projesidir. Buna da böyle bakmak gerekiyor. Tüm adımlar şeffaf bir şekilde uluslararası hukuk temelinde atılmaktadır. Adadaki iki halkın da yararına olacak bu girişimin kara propagandaya malzeme yapılması da nafiledir. Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla çıkılan bu yolda, Kıbrıs Türk makamlarını desteklemeye devam edeceğiz.

TÜRKİYE DÜŞMANLARIYLA TOPLANTI DÜZENLEDİLER

Türk tarafının Ada’da ve bölgede barış ve istikrar için çaba sarf eden tek taraf olduğunu vurgulayarak söyleyen Erdoğan açıklamasını şöyle sürdürdü: Güney’in böyle bir derdi yok. Garantör ülke olarak maalesef Yunanistan’ın böyle bir derdi yok. Yine garantör ülke olarak İngiltere’nin de böyle bir derdi yok. Bunun dışındaki ülkelere baktığımızda, başta ABD olmak üzere onların da böyle bir derdi yok. İşte bugün bizim bu konuşmamızın haberini almış olacaklar ki onlar da hemen Miçotakis’in önderliğinde ne kadar Türkiye düşmanı varsa onlarla böyle bir toplantıyı düzenlediler. Kim nerede ne yaparsa yapsın, biz bunların karşısında dimdik duracağız.

KIBRIS'TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM

Kıbrıs meselesinde müzakerelerin iki toplum arasında değil iki devlet arasında yürütülmesinin zamanının geldiğinin altını çizen Erdoğan açıklamasında “Bunun için de biz üçüncü kişileri kesinlikle aramıza sokmamakta kararlıyız ve böyle bir şeyi kabul etmemiz de mümkün değil. Bunu da biz zaten ilgililere yeri geldiği zaman hep söyledik, söylüyoruz. Fakat tüm bunlara rağmen Türk tarafı olarak biz bu yapıcı anlayışımızı değiştirmeden milli davamız Kıbrıs meselesinde yeni bir sayfa açtık. Çözüm sağlamadığı defalarca kanıtlanmış parametrelere takılıp kalmak yerine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir çözüm vizyonu ortaya koyuyoruz. Meselenin özüne inerek, her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit statüsünün tescil edilmesi gerektiğini de savunuyoruz. Kıbrıs Türkünün müktesep hakları garanti altına alınmadan başlayacak yeni bir müzakere süreci başarısız olmaya mahkumdur. Bunun zaman kaybından başka hiçbir anlamı yoktur. Bu mücadelede omuz omuza, el ele yürümeye devam edeceğiz. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en büyük gücü birliği, beraberliği ve kardeşliğinden gelmektedir. Bunu bozmaya çalışanlar, ne içeride ne dışarıda, hiçbir netice alamayacaklardır. Bunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

"KIBRIS TÜRK HALKININ ÖZGÜVEN KAZANDIĞINI GÖRDÜM"

Kıbrıs’ta gençlerle bir araya geldiğine değinen Erdoğan, “Ben buradaki görüşmelerimizde özellikle de Kıbrıs’ın yarınlarına yönelik, Kuzey Kıbrıs halkının çok daha özgüven kazandığını gördüm. Bunun da bahtiyarlığı içindeyim. Önceki akşam Kuzey Kıbrıslı gençlerle de bir araya geldik. Bu sohbette ve ikili görüşmelerimde de hepsinde yine o özgüveni gördüm. Bu da beni ayrıca mutlu etti. Üniversitelerde de gayet güzel gelişmeler var. Üniversitelerin başarılarının artarak devamı temennimizdir. Bayram namazını kıldığımız caminin adını taşıyan Hala Sultan imam hatip okulu, ilahiyatı da Akıncı döneminde çok sıkıntılar yaşadı. Şimdi elhamdülillah o sıkıntıları aşmış vaziyetteler. Buralardan da inşallah işin manevi mimarları yetişecek. Bu da bizim için ayrı bir sevinç kaynağı” şeklinde konuştu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının ardından İhlas Medya temsilcilerinin de aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.

KKTC'DE İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÖNERİSİ

ERDOĞAN: ATİNA YENİ BİR KONFERANS ÇAĞRIMIZDAN SÜREKLİ KAÇIYOR

Aslında buraya nereden geldik derseniz; Brüksel’de biz Miçotakis’le bir görüşme yaptık malum. Miçotakis’le yaptığımız görüşmede, kendisine dedim ki, “Bundan sonra üçüncü ülkeyi, dördüncü ülkeyi aramıza koymanın anlamı yok. Yani Yunanistan ve Türkiye var. Senin bir danışmanın var, benim bir danışmanım var. Biz sadece danışmanlarımızı devreye sokalım, onlar kendi aralarında görüşmeleri yapsınlar, bize neticeyi getirsinler, ondan sonra da biz görüşmemizi yapıp işi neticeye bağlayalım.” “Mutabık mıyız?” “Mutabıkız.” “Anlaştık mı?” “Anlaştık.” Şurada daha bir ay olmadı, bizim buradaki görüşmemizden sonra sen hemen kalk, Amerika’da ne kadar Türkiye düşmanı varsa, onları yanına topla! Onlarla beraber güya bize meydan okuma yoluna gitmiş! “Bu yıl iyi geçecek” diye de öbür taraftan yine mesajlar veriyor. Şimdi Güney’in garantörü o. Kuzey’in garantörü de biziz. İngiltere kimin garantörü belli değil. Şimdi böyle bir durum içerisinde bizim çok çok dikkatli ve hassas olmamız lazım. İşte Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri görüyorsunuz. “Gelin beraberce oturalım, bir yeni konferans düzenleyelim” teklifimize de hala olumlu cevap veremediler. Bundan da sürekli kaçıyorlar. Tablo bu.

GÜNEY KIBRIS'IN NATO TRAFİĞİ

ERDOĞAN: GÜNEY KIBRIS'I NATO'YA ALMALARI MÜMKÜN DEĞİLDİR

NATO’nun kendi sözleşmesine baktığımız zaman, burada bizim olumlu bir cevap vermediğimiz sürece bir defa Güney Kıbrıs’ın NATO’ya girmesi mümkün değildir. Bunu Yunanistan için yaptılar ama şu anda böyle bir durum söz konusu olamaz. Çünkü artık Yunanistan’ı NATO’ya üye yaptıkları zamanki gibi bir hükümet yok Türkiye’de. Şimdi biz varız. Biz olduğumuz için de hele hele Güney Kıbrıs’ı asla ve kat’a sokamazlar, alamazlar. Burada Türkiye’yi baypas etmeleri mümkün olmadığına göre, Güney Kıbrıs’ı almaları da mümkün değildir.

ERDOĞAN'IN KKTC HEYETİ

ERDOĞAN: CHP VE İYİ PARTİ GENEL BAŞKANLARINI DAVET ETTİK, GELMEDİLER

Biz Kıbrıs davasına başından beri sahip çıkıyoruz. Rahmetli Ecevit o zamanın Başbakanıydı ama Başbakan Yardımcısı olarak da merhum Erbakan vardı malum. Ben de tabi o zamanlar partimizin içerisinde aktif bir görevdeydim ve süreci iyi biliyorum. Biz bu ziyarete, bu kutlamaya, örneğin, Oğuzhan Bey’i davet ettiğimiz gibi Temel Bey’i de davet ettik. Ama Temel Bey maalesef gelmedi. Aynı şekilde CHP ve İyi Parti genel başkanlarını da davet ettik. Ama maalesef onlar da gelmedi. Bizzat ben talimat verdim, “Arayın davet edin” dedim. Öbür tarafta HDP’yi tabi ki davet etmedik. Çünkü onların millilik diye bir derdi yok. Öyle sayısal duruma da bakmadık. Sayın Mustafa Destici’yi davet ettik. Özellikle Erbakan Hocamızın sebebiyle oğlu Fatih Bey’i davet ettik. Hakeza Oğuzhan Bey o dönemin içerisinde aktif rol oynadığı için onu da davet ettik. Sayın Önder Aksakal’ı merhum Ecevit’in şu andaki adeta vekili konumunda kabul ederek onu da davet ettik. Sağ olsunlar geldiler. Ben maksat hasıl oldu diye düşünüyorum. Bu tür programlarda bu hassasiyetlere hep dikkat ederim. Arkadaşlar “Kimler olsun?” dediklerinde, bu hassasiyeti göstererek, yeter ki milli ve yerli bir duruş varsa, değerlerimize karşı düşmanlık duygusu yoksa kesinlikle biz onlarla beraber oluruz; onlarla beraber yola devam ederiz. Sağ olsun zaten Cumhur İttifakı olarak da Sayın Devlet Bey ile bu konularda her zaman görüşmemizi yaparız. O da bu tür hassasiyetlere değer veren bir insan olarak bizimle beraber. Burada da yine birlikte olduk, programlarımızı birlikte icra ettik.

KAPALI MARAŞ'TA YENİ AÇILAN MÜLK YERLERİ

ERDOĞAN: KUZEY KIBRIS'TAKİ KARDEŞLERİMİZ BU YERLER İÇİN MÜRACAAT ETMELİ

Burada birinci derecede en ideal çağrımız, keşke Kuzey Kıbrıs’taki kardeşlerimiz bu yerler için müracaatlarını yapıp oraların sahibi olsalar, satın alsalar. Hatta bu konuda Türkiye’den de gelip burada mülk sahibi olma noktasına gelenler de olabilir. Bunların önü açılabilir. Buna mani bir hal söz konusu değil. Hatta şu da söyleniyor; Güney bu işlere herhalde pek talipli de olmaz gibi. Buradaki yetkililerden bunları da duyuyoruz. Şu anda bizim en çok dikkat ettiğimiz konu, hukuk içerisinde, herhangi bir sıkıntıya mahal vermeden bu problemi çözmek.

AFGAN GÖÇÜNE KARŞI ALINAN TEDBİRLER

ERDOĞAN: SIKINTININ BOYUTU GERÇEKTEN BÜYÜK

Şu anda özellikle güvenlik noktasında alınması gereken tedbirler neyse bunları alıyoruz. Burada şartları zorluyoruz tabi. Şu anda Pakistan’la bazı görüşmelerimiz de var. İşin bir de Taliban boyutu var. Onlarla ilgili olarak da bazı görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu mültecilerle ilgili konuda Dışişleri Bakanlığımız özellikle Afganistan üst yönetimiyle bu konuları masaya yatırıyor. Onların da yapması gerekenleri yapmasını ve devreye girmesini istiyoruz. “Bu konuda sizler de seyirci olmayın, lütfen halkınıza sahip çıkın” diyoruz ve bu çalışmaları devam ettiriyoruz. Yoğun bir kampanya içindeyiz. Tabi nereye kadar netice alırız o da ayrı bir konu. Çünkü sıkıntının boyutu gerçekten büyük.

TÜRKİYE’NİN LİBYA POLİTİKASI

ERDOĞAN: LİBYA’NIN BARIŞ VE İSTİKRARI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ

Türkiye olarak en başından beri tutumumuz Libya’nın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması oldu. Biz Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükümetin daveti üzerine Libya’da bulunuyoruz. Libya’da hem diplomatik hem askerî alanda gösterdiğimiz başarılarla ülkenin uzun süreli bir iç savaşa sürüklenmesini engelledik. Böylece BM öncülüğündeki siyasi sürecin de önünü açtık. Libya’nın barış ve istikrarı için, Libyalı kardeşlerimizin refahı ve huzuru için çalışmayı sürdüreceğiz. Tabi bu kritik süreçte Libya’nın kendi içinde birlik ve beraberliğini koruması çok önemli. Libya ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Diğer ülkeler de aynı doğrultuda samimiyetle gayret göstermeli. Libya yönetimi itibarıyla ifade ediyorum, AB ülkelerini kendileri için pek hayırlı bir rüya olarak zaten görmüyorlar.

SURİYELİ MÜLTECİLER'E MESAJ

ERDOĞAN: EL-AMAN DİLİYENLERE GELDİĞİNİZ YERE DÖNÜN DİYEMEYİZ

“Ben Atatürk’ün partisiyim” diyen bu adam, “Kuvay-ı Milliye geleneğinden geliyorum” diyor ama bir defa Kuvay-ı Milliye ruhundan haberi yok. Onu bir öğrenmesi lazım. Çünkü ta oralara kadar asker göndermişiz. Tavsiye ediyorum; Misak-ı Milli’yi bir öğrensin. Misak-ı Milli nedir? Misak-ı Milli neyi kapsıyor? O kapsam içerisinde neler vardı? Bunu bir öğrenmesi lazım. Bundan haberi yok. Ve o “göndereceğim” diyor. Biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece, bize sığınan Allah’ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız. Bu kadar açık söylüyorum. Şu anda bunlar bize sığınmışlar; el-eman diliyorlar. Bu el-eman dileyenlere “Hadi geldiğiniz yere dönün” diyemeyiz. Kaldıkları o çadırları biz gördük. Biz şimdi briket evler yapıyoruz. Hedefimiz ilk etapta 100 bin briket ev. 50 bin civarında bitirdik. Ve bütün bunları bitirerek buraya o mültecilerin bir kısmını yerleştirelim istiyoruz. Bu insani, vicdani ve İslami bir yaklaşım tarzıdır. Ama bu adamın böyle bir derdi yok ki, böyle bir sıkıntısı yok ki. Bizim derdimiz var, bizim sıkıntımız var. Biz insana insanca yardım etmenin gayreti içerisinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bir de şu var; bu nasıl bir devlet adamı veyahut da nasıl bir siyasetçi onu da anlamakta zorlanıyorum. Hani yanında güya elçilik falan yapmış olanlar var ya; onlara da bir sor. BM kurallarına göre, mülteciler gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönebilir. Bundan da haberi yok. Böyle bir şeyi de zaten yapamazsın. Eğer gönüllü değilse, hele hele mülteci bir de sığınma talebinde bulunmuşsa, belki onu sen kabul etmek zorunda kalacaksın. Öyle bir durum da var. Nasıl siyaset yapıyor, kimlerin eline kaldı siyaset; yandık!

MACRON’UN PYD İLE GÖRÜŞMESİ

ERDOĞAN: MACRON BENİMLE İYİ GEÇİNMEK İSTİYOR

Sondan başlayım. Alıştık artık. Macron benimle hem iyi geçinmek istiyor; “Artık birbirimize böyle yüklenmeyelim” diyor. Ama öbür taraftan da aradan birkaç gün geçiyor; işte PKK’nın, YPG’nin bu tür uzantılarıyla el ele adım atıyorlar. Kaldı ki şu anda zaten bunlar koalisyon güçlerinde Amerika ile beraberler. Amerika ile beraber koalisyon güçlerinde beraber oldukları için de oradan sızma hareketiyle özellikle Irak’tan Suriye tarafına geçiyorlar. Suriye tarafına geçmek suretiyle burada teröristlere ciddi manada destekler veriyorlar. En son Amerikalılarla yaptığımız bir görüşmede de onu kendilerine söyledik; “Böyle böyle söylüyorsunuz ve bütün bunlara rağmen gerek Obama gerek Trump döneminde binlerce tır araç, gereç, silah, mühimmatı Suriye’ye taşıdınız. Irak’ta zaten vardı. Çok enteresandır, Trump’la Hamburg’ta bir G20 toplantısında bir görüşme yaptık. O zamanlar 1.200 tır ve kamyon gelmişti. Dedim ki “Bir taraftan terörle mücadele diyorsunuz, öbür taraftan da bu kadar tır Suriye’ye girmiş vaziyette.” En çok güvendiklerinden bir tanesini çağırdı. “Nedir bu hal?” diye sordu. “Bak bu kadar tır silah gitmiş” dedi. İnanır mısınız, en ufak bir hayır filan diye bir şey yok. Dedim “Hayır diyemez çünkü bizim elimizde belgeler var. Eğer vakti el verirse onu gönderin ve yahut dışişleri bakanınız Türkiye’ye geldiğinde biz de kendisine bunların hepsini belgelerle gösterebiliriz.” Bir ara ben o belgelerle sunum da yaptım bunlara. Fakat bunların hiçbirisi ne belgeye inanır ne bilgiye. Bunda da yine aynı durumla karşı karşıya kaldık. Kendilerine şunu söyledim; “Bakın böyle böyle diyorsunuz ama daha yeni şu anda Irak’ta da Suriye’de de maalesef terör örgütüne ciddi manada silah gönderiyorsunuz. Bizim haberimiz olur, çünkü terörle mücadeleyi veren biziz. Sizin de haberiniz var, çünkü işin başında sizsiniz” dedim. Ses yok! Türkiye gibi bir ülkenin bunlardan haberi olmayacağını zannediyorlar. Ama biz bunların bütün olanını bitenini her şeyini biliyoruz. Ve üzerlerine üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz.

MUHALEFETİN “KHK’LILAR YENİDEN YARGILANACAK” SÖYLEMİ

Bunlar bunları nasıl söyleyebiliyorlar anlamıyorum. Olabilir mi böyle bir şey? “Yargı kararı bile olsa” ne demek! Yargı kararı varsa bitmiştir o zaten. Öyle bir şey olabilir mi? Bunlar nerede geziyor, nerede dolaşıyor? Yargı kararı varsa zaten bitmiştir o iş. Hele hele KHK...

MUHALEFETİN ‘KONTROLLÜ DARBE’ SÖYLEMİ

ERDOĞAN: HAYATLARI YALAN ÜZERİNE KURULU

Bizim o gece geldiğimiz uçak, 14 kişilik bir uçaktı. Üstelik o gece F-16’lar bizim üzerimizden gidip geliyorlardı. Bunlar ise tankların arasından Bakırköy Belediye Başkanının evine gitti. Orada da kahvesini yudumlarken, bir taraftan da ne zaman vurulacak diye herhalde bizi izliyordu. Derdi oydu. Ama kudret, kuvvet sahibi olan Allah’tır. Orada on binler bizi bekliyordu. Biz on binlerle buluştuk, on binlerle kucaklaştık. On binlerle beraber üzerimizden geçen F-16’lar da oldu, helikopterler de oldu. Bunları bir taraftan takip ettik. Bu işi yaşayanlardan bir tanesi de Ümit Paşaydı, o zaman Birinci Ordu Komutanıydı. Önce ona bir açıklama yaptırdık, ardından da biz basın açıklamamızı yaptık. Biz oradaydık ve noktayı koyacağım zamana kadar biz Atatürk Havalimanından ayrılmadık. Noktayı koyduk ve ertesi gün oradan o şekilde ayrıldık. Bunların hayatından, bunların başından geçmiş böyle bir şey yok, olmamış zaten. Bunların sadece yalan üzerine kurulu bir hayatları var, bir düzenleri var. Akşam bir başka yalan, sabah bir başka yalan… Hele bunları konuşan zatın zaten siyasette bir dünyası yok. Biz tabi hayatımızı siyasetin içinde bu tür olaylarla yaşayarak geçirdiğimiz için böyle bir farklılığımız var. Onun için de hayata bakışımız çok çok farklı. Biz o gece de her zaman olduğu gibi sadece Rabbimize güvendik.

Bu arada tavsiye ederim, Ankara’daki 15 Temmuz Müzesini muhakkak görün. Gerçekten güzel bir eser ortaya çıktı. Adeta o geceyi canlandırıyor. Sizi alıp beş yıl önceye götürüyor. Arkadaşlar güzel bir eser çıkardılar hamdolsun.

SEÇİM YASASI TASLAĞINDA SON DURUM

Konuyla ilgili Genel Başkan Yardımcım Hayati Yazıcı Bey başkanlığında bir ekip bu çalışmayı yaptı. Bu konuyla ilgili olarak da aynı zamanda Cumhur İttifakı olarak MHP ile de bir görüşme yürüyor. O görüşmelerden sonra da işi belli bir yere oturtacağız. Dar bölge, daraltılmış bölge vesaire, bunlar hep o görüşmelerin ardından gelebilecek şeyler. Ama nihai olarak şunu söyleyeyim; Cumhur İttifakının mutabakatı olmadan bizim tarafımızdan bir karar açıklanmaz. İttifakı sağlayıp ondan sonra açıklamamızı inşallah yapmış olacağız.

SOSYAL MEDYA YASASINA EK

ERDOĞAN: YALAN TERÖRÜ İÇİN ÇALIŞMA VAR

Büyük Millet Meclisimiz sosyal medya ile alakalı bir yasa geçirdi. Fakat bu yasanın devamında özellikle yalan terörü hususunda bir adım daha atılması gerekiyor. Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var. Uluslararası alanda özellikle bu yalan teröründe ne tür adımlar atılıyor; ne tür düzenlemeler, ne tür müeyyideler getiriliyor; karşılaştırmalı bir çalışma yaptık. Ekim ayından itibaren bununla ilgili de Meclis’te bir çalışma yürütülecek. Fakat sorun bizim açımızdan çok daha can yakıcı. Çünkü bizdeki muhalefet partisi bu yalan terörünü siyasetinin tek malzemesi yapmış durumda. Dolayısıyla bizdeki durum çok daha ciddi ve demokrasimiz adına çok daha büyük bir tehdit. Daha fazla katlanamayız. Çünkü bu da bir terör. Onun için üzerine gitmemiz lazım.

YORUMLAR