27.08.2014 14:31
Erdoğan, AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde konuştu- İZLE

Başbakan Erdoğan ve seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde konuştu
Erdoğan, "Bugün değişen sadece şekildir, öz değişmiyor. Partimizin yüklendiği misyon, dava ruhu, hedef ve idealler değişmiyor" dedi.
Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

"Bu teşkilat 10 Ağustos'ta bir tarih yazdı. Her bir vilayetimizde, her bir ilçe, belde ve köyümüzde, aşkla şevkle gayretle çalıştı. Bunun neticesinde sizler sadece cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine şahitlik etmediniz, bu tarihi hadiseyi bizzat sizler kendi ellerinizle inşa ettiniz, imar ettiniz.
Türkiye yeniliklere ne kadar kolay ve hızlı uyum sağlandığını bu süreçte bir kez daha gösterdi. İlk kez tecrübe edildiği halde hiçbir sorun çıkmadan, hiçbir krize, kaosa mahal verilmeden belki de Cumhuriyet tarihinin bu ilk sınavı bu kadar sorunsuz, bu kadar kolay, bu kadar suhulet içinde bir cumhurbakanlığı seçimi gerçekleşti.Bu olağanüstü kongreye 13 yıldır gururla taşıdığım AK Parti'nin genel başkanlık vazifesini artık sizlere teslim ediyorum. 14 Ağustos 2001 tarihinde başlayan genel başkanlık vazifem 13 yıl 13 gün sonra işte bugün nihayete eriyor. 13 yıl 13 gün.Kudüs'e doğru yürüyen, Kudüs'ü bir barış yeri yapmak için ilerleyen Selahattin Eyyubi'nin askerlerinin duyguları neyse işte bizim duygularımız da aynen odur.
Biz bu yola 13 yıl önce çıkmadık, 100 yıl önce çıkmadık. Biz insanlık tarihi boyunca, dosdoğru bir istikamette ilerleyen, iyinin ve doğrunun mücadelesini tevarüs etmiş bir hareketiz. İşte onun için isimlerin hiç ama hiç önemi yoktur.Bu büyük dava, bu kutlu hareket altını çizerek söylüyorum mensuplarıyla şereflenmez. Bunun altını çiziyorum çok önemli, mensuplarıyla şereflenmez, tam tersine mensuplarına şeref verir.Bu dava dimdik ayakta durmaya devam ediyor ve güçlenerek yoluna devam ediyor. Safını cesaretten yana belirleyenler işte bugün izzetleriyle şerefleriyle haklı gururlarıyla buradalar. Başkalarının oyuncağı olanlar ise çoktan unutuldular. Ama şunu da unutmayın unutulmaya namzet adaylar da yok değil, var. Onlar da vakti saati geldiğinde inanıyorum ki o çöplüğün içerisinde yerlerini alacaklardır.Gençler şunu unutmayın 'ben olmasam dava ilerleyemez' diyen davanın ruhunu, özünü anlayamamıştır. 'Bu dava ancak benim ismimle ayakta kalabilir, ancak benim ismimle şereflenebilir' diyen kibir tuzağına düşmüştür. İstişareyi, danışmayı, ortak aklı dışlayan, ortak kararları şahsi beklentileriyle uyuşmadığı için beğenmeyen bu kutlu davaya haksızlık etmiştir. Zira bu dava hiçbir zaman koltuk davası olmamıştır.Bu dava hiçbir zaman, tarihin hiçbir döneminde makam davası, rütbe davası, paye davası olmamıştır. Bu dava şahsi hırsları, kibri, fitneyi ve nifakı, kıskançlığı, çelme takmayı, başkasının kuyusunu kazmayı her zaman dışlamış, her zaman dairesinin dışına atmış bir davadır. Tarih, davasına ihanet edenlerin nasıl onursuzca yok olup gittiğinin örnekleriyle doludur. Bizim dahi yakın tarihimiz, davasına ihanet eden, partisine ihanet eden, kendisini seçen milletine ihanet edip zillete düşen isimlere şahit olmuştur. İşte onları hiç kimse hatırlamıyor ve hatırlamayacak, onların iftiralarını hiçkimse hatırlamıyor, hatırlamayacak bunu böyle biliniz.''Bu hareket 14 asır önce Mekke'nin yalçın dağlarına inzal olmuş Allah kelamını, onun alemlere rahmet olarak gönderilmiş nebisini, kendisine rehber edinmiş bir harekettir. Bu hareket, Ahmet Yesevi'den Mevlana'ya, Hacı Bektaş Veli'den Hacı Bayram Veli'ye, Yunus Emre'den Fuzuli'ye, Ahmedi Hani'den Mela Ciziri'ye, Nazım Hikmet'ten Necip Fazıl'a, Mehmet Akif'ten Sezai Karakoç'a kadar, o tatlı pınarlardan kana kana içmiş, o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir.
Hiç şüphesiz 91 yıllık Cumhuriyet tarihimiz boyunca, kabuğu, özü ve ruhu değiştirmeye, Türkiye'yi bu asırlık dava yürüyüşünden koparmaya yönelik girişimler olmuştur. Millet, bu girişimlere izin vermemiştir. Aziz millet, devletinin ve medeniyetinin kadim davasının değiştirilmesine, örselenmesine ve yıpratılmasına müsaade etmemiştir
AK Partinin genel başkanı olarak son dakikalarımda buradan, bizi sevsin, sevmesin 77 milyonun her ferdine bir kez daha musafaha için elimi uzatıyorum.Partim adına, hükümetim adına elimi tekrar uzatıyorum, diyorum ki biz sizi çok iyi anlıyoruz. Yaşadığınız tarihsel süreci biliyoruz. Sizin yaşam tarzlarınızı, değerlerinizi anlıyoruz. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Sizin de bizi anlamanızı istiyoruz. Bizim nasıl badirelerden geçerek bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Hangi yasakları, hangi kısıtlamaları, tehditleri aşarak bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Nasıl tahkir edildiğimizi, dışlandığımızı, nasıl zulümlere maruz kaldığımızı görmenizi, bilmenizi, anlamanızı istiyorz. Hatta hatta bir başbakan olarak bile aldığımız hakaretleri vesaire bilmenizi istiyoruz. Biz sizlere her zaman gönlümüzü açtık anlamadınız ama bugün buradan diyorum ki sizin de bizlere gönlünüzü samimi olarak açmanızı bekliyoruz.
AK Parti, 23 Nisan 1920'de tezahür eden Türkiye tablosunu yaşatmaya çalışan bir partidir. AK Parti, 29 Ekim 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni büyütmeye, yüceltmeye, onun davasını muhafaza etmeye ve yaşatmaya çalışan bir davadır. İşte onun için AK Parti sadece bir Türkiye partisi değildir, aynı zamanda bir dünya partisidir
Bugün, yeni bir Türkiye kurulurken, Türkiye, 23 Nisan 1920'deki özüyle ve ruhuyla yeniden kucaklaşırken, eski küslükleri, dargınlıkları, gerilimleri, kamplaşma ve kutuplaşmaları bir kenara bırakalım diyoruz. Bugün yeni bir sayfa açalım istiyoruz.
Anamuhalefetin başındaki zat yarın halkın seçtiği Cumhurbaşkanının yemin törenine katılmayacağını söylüyor. Oraya katılmamakla bize ne kaybettirir, hiç bir şey. Ama kendisinin çok şey kaybedeceğini tekrar hatırlatmak isterim. Çünkü biz yolda birileriyle yürümedik, biz bu yolda milletimizle yürüdük, milletimizle buralara geldik.
Her türlü gerilim, kamplaşma ve kutuplaşma, Türkiye'ye zaradan başka hiçbir şey vermedi ve vermez. Üsluplarımız farklı olabilir, yöntemlerimiz farklı olabilir, siyaset tarzımız farklı olabilir ama hepimiz bu vatanın evlatlarıyız, hepimiz bu toprakların insanıyız. Şunu unutmayın, milletimiz bir, bayrağımız bir, vatanımız bir, devletimiz bir.
Şu anda, milletin seçtiği Cumhurbaşkanının yemin törenine katılmayacağız diye açıklama yapıyorlar. Bu muhalefet tarzı eskimiştir. Bu muhalefet tarzının son kullanma tarihi geçmiştir. Böyle bir muhalefetin, kendi tabanına da ülkeye de vereceği hiçbir katkı yoktur ve olamaz.Kendi ilkeleriyle ters düşen, nerede Türkiye düşmanı odak varsa onlarla işbirliğine girişen, yıllardır kıyasıya eleştirdiği paralel yapıya kol kanat geren bir Cumhuriyet Halk Partisi, sağlıklı bir muhalefet yapamaz. Terör meselesine bigane kalan, çözüm sürecinin karşısına, ırkçı bir anlayışla adeta duvar gibi dikilen bir Cumhuriyet Halk Partisi milletle barışamaz."

 

 
YORUMLAR