11.12.2020 12:06
Dışişleri Bakanlığı'ndan AB tepkisi: Yanlı ve hukuka aykırı tutumu reddediyoruz

AB Liderler Zirvesi sonuç bildirisine yönelik yapılan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında,"Yanlı ve hukuka aykırı tutumu reddediyoruz" denildi.

Türkiye'den 10-11 Aralık'ta yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sonrasında yayımlanan bildiriye tepki geldi.
 
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 1-2 Ekim AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nden bu yana Türkiye ile diyalog ve temas yönünde çaba gösteren, Dönem Başkanı dahil, birçok AB ülkesi bulunmasına rağmen bir iki ülkenin dar siyasi hesapları nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinde henüz pozitif gündemin oluşturulamadığı ve AB'nin hiçbir yararı olmayan kısıtlayıcı önlem alma arayışından çıkamadığı belirtildi.

Erdoğan ise yaptığı açıklamada ABD'nin yaptırımlarını, "Amerika'nın kalkıp CAATSA diye bir olayla Türkiye'yi karşı karşıya getirmesi, NATO’daki çok önemli bir ortağına yapılan bir saygısızlıktır" şeklinde eleştirdi.

"ORTAK ÇIKARLARA ZARAR VERİYOR"

Bazı üye ülkelerin üyelik dayanışmasını ve veto haklarını kötüye kullanarak, Türkiye’ye karşı gündeme getirdikleri maksimalist talepleri ve haksız tutumlarının Türkiye ile AB’yi bir kısır döngü içine soktuğu kaydedilen açıklamada, bu durumun Türkiye ve AB’nin ortak çıkarları ile bölgenin barış, güvenlik ve istikrarına zarar verdiği vurgulandı.

Açıklamada, "Özellikle Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege ve bölgesel konularda, esasen AB’nin büyük kesiminin de benimsemediğini bildiğimiz ancak dayanışma ve veto baskısıyla 10 Aralık AB Zirvesi Sonuçları'na konulmak zorunda kalınan yanlı ve hukuka aykırı tutumu reddediyoruz" ifadelerine yer verildi.

"AB ARTIK VAZGEÇMELİDİR"

Türkiye'nin, bölgede istikrarın tesisi için Yunanistan'la kışkırtıcı adımlarına rağmen önkoşulsuz olarak istikşafi görüşmelere başlamaya hazır olduğunu her zaman ifade ettiği vurgulanan açıklamada, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 2004’ten bugüne kadar Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının bir gerginlik değil istikrar unsuru haline gelebilmesi için iyi niyetli biçimde çaba gösterdiği, tüm yapıcı ve olumlu girişimleri üstlenen taraf olduğu aktarıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"AB, bu kararında bir kez daha Kıbrıs Adası'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkını ve iradesini görmezden gelmiş, kendisini Kıbrıs meselesi ve Kapalı Maraş konularında GKRY’nin dayatmasına mahkum etmiştir. AB artık Kıbrıs meselesine Ada’daki gerçekler temelinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasını engellemeye matuf bu tutumundan vazgeçmelidir."

"FRONTEX'İN DAHİL OLMASI YÜZ KIZARTICI"

Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs Türkleriyle bir şekilde bir araya gelerek Doğu Akdeniz’de gerginliğe neden olan hidrokarbon kaynakları, bunların gelirlerinin paylaşımı konusunu ele almaya başlamaları ve çözüm yolunda somut adımlar atmalarının "en sağlıklı çıkış yolu" olduğu vurgulanan açıklamada, Doğu Akdeniz bölgesel konferansının da bu açıdan aslında bir fırsat olduğu belirtildi.

Açıklamada, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin meşru haklarının kararlılıkla korunmaya devam edileceğine işaret edilirken, şu ifadeler kullanıldı:

"Yunanistan’ın Ege Denizi'nde göçmenleri geri itmesi ve bu eylemlere Frontex’in dahil olması AB için yüz kızartıcıdır. Ciddi bir insan hakkı ihlali olan ve uluslararası kamuoyu tarafından şiddetle kınanan bu ihlallere ve toplu sınır dışı uygulamalarına son verilmeksizin, göç akımlarının sorumlu bir şekilde yönetiminden bahsedilmesi mümkün değildir. AB, göç yönetimi konusundaki hassasiyetini ülkemize değil sığınmacılara insanlık dışı muameleyi sistematik hale getiren özellikle Yunanistan'a göstermelidir."

YORUMLAR