16.12.2013 14:08
Davutoğlu, 'Ermenistan ile biraraya gelmemiz suç değil'

Davutoğlu, "Ermeniler ile adil hafıza çerçevesinde biraraya gelmemiz suç değil, yapılması gereken davranıştır" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bakanlığının 2014 yılı bütçe tasarısı üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, bütçelerin yıllık bir muhasebe niteliği taşıdığını söyledi. Davutoğlu, sadece 2013 değil, son on yılların değişim süreçlerine bakıldığında, uluslararası konjonktürdeki köklü değişimi, bu köklü değişimin getirdiği yeni meydan okumaları anlamadan Türk dış politikasının yeni paradigmasının da anlaşılmayacağını kaydetti.
Kritik bir dönemde, küresel ekonomi politik yapı büyük bir değişim yaşarken, çevre bölgelerde ciddi sosyal, ekonomik, siyasi hareketlilikler yaşanırken Türkiye'nin son 10 yılda çok köklü restorasyon gerçekleştirmeyi başardığını belirten Davutoğlu, bu restorasyonun üç temel ayağı bulunduğunu anlattı. Davutoğlu, "Biri halkın iradesine dayanan demokratik yapıların güçlendirilmesi, ikincisi ülkenin ve milletin onurlu şekilde dünya karşısında ayakta durmasını sağlayacak şekilde kendi kendine yeten, kendine yettiği gibi ihtiyaç hisseden dost ve kardeş topluluklara yardım edebilecek kudrette ekonomik altyapı, üçüncüsü ise bu demokrasiden güç alan, bu ekonomik altyapının imkanlarını genişletmeyi hedef edinen bir dış politika restorasyonu" dedi.  Bu restorasyonun sonuçlarını gördüklerini kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin, küresel ülkeler hiyerarşisinde gittikçe artan bir rol ve önem kazandığını dile getirdi.

Bakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dış politikadaki gelişmeleri, dört temel ana sacayağı üzerinde paylaşmak istiyorum. Birincisi, Avrupa ve transatlantik hattındaki gelişmeler ve Türkiye'nin Avrupa-transatlantik hattında son dönemde, son bir yıl içinde yaşadıkları. Soğuk savaş döneminde köklü ilişkilerle inşa ettiğimiz, NATO  ve AB ile olan ilişkilerimiz bu dönemde, iktidarlarımız döneminde daha da derinleşmiş ve AB ile ilişkilerimiz müzakere sürecinde tam entegrasyona yönelik bir perspektifle sürdürülmüştür. Bu yıl içinde, son 2 yılda tıkanan müzakere süreci, 20. faslın açılmasına paralel olarak yeni bir ivme kazandı. Yeni fasılların açılması için yoğun bir şekilde çaba sarf ediyoruz. AB içinde vize muafiyetiyle ilgili attığımız son adım, aslında, AB-Türkiye ilişkilerini kökten, paradigmatik bir anlamda değiştirecek unsurlar barındırıyor. İnşallah, Sayın Başbakanımızın huzurunda, AB ile vize mutabakatını ve Geri Kabul Anlaşması'nı imzalayacağız. Böylece, elli yılın rüyası gerçekleşmiş olacak ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Schengen içinde olan AB üyelerine vizesiz olarak seyahat etme imkanına kavuşacaklar. Bu, aslında, bizim Gümrük Birliği ile birlikte elde etmemiz gereken bir haktı. Ancak, uzun mücadeleler ve zorlu müzakereler sonucunda son dört yıl içinde gerçekten AB tarafının da işbirliği içinde mutlu bir sona ulaşmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. İnşallah, en geç önümüzdeki üç buçuk yıl içinde bütün bu müzakere süreçleri tamamlanacak ve Türk vatandaşları AB içinde serbestçe seyahat etme imkanına kavuşacaklar." Kıbrıs sorunu ve davasının haklı bir seyirde, haklarını koruyacak şekilde yürümesinin 3 ana ayağının bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, birincisinin, müzakerelerde kararlı, evrensel bir dil kullanarak psikolojik üstünlüğü elde tutmak olduğunu kaydetti.  2004 Bürgenstock görüşmelerine kadar, uluslararası her platformda Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin, köşeye sıkıştırılıp, suçluluk psikolojisiyle davranması için baskılar uygulandığını anlatan Davutoğlu,  ancak son 10 yıl içinde sürekli olarak karşı tarafı müzakere masasına getirmek için zorlayan tarafın, Türkiye ve KKTC olduğunu vurguladı. Davutoğlu, 2008 ile 2012 yılları arasında süren müzakerelerde bu anlayışla hareket edildiğini dile getirdi. Türkiye'nin yaklaşımı, KKTC halkına duyduğu güven ve saygının, bu müzakerelerin en büyük gücü olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Bugün müzakerelerde her zamankinden daha fazla haklı pozisyondayız. Müzakereleri yürütme kabiliyeti, kapasitesi açısından Kıbrıs Türkleri her zamankinden daha güçlüdür" dedi. KKTC'nin tanınması ve uluslarası alanda görünür kılınmasının önemine işaret eden Davutoğlu, KKTC'nin 20 ülkede temsilcisi olduğunu, 21'incisinin açılmak üzere olduğunu kaydetti. Bunların çoğunun kendi iktidarları döneminde açıldığını belirten Davutoğlu, KKTC'nin Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na gözlemci üye olduğunu anımsattı. Davutoğlu, iktidara geldiklerinde KKTC'nin hiçbir uluslararası örgütte tanınmadığını dile getirerek, KKTC'nin görünür olması, tanınması için her türlü çabayı göstereceklerini vurgulayarak, eğer bir halk uluslararası alanda tanınacaksa önce kendi ayakları üzerinde durması ve herkesin de ona saygı göstermesi gerektiğini anlattı.
Davutoğlu, üçüncü ayağın, KKTC halkının onurla, başının dik durması olduğunu dile getirdi. KKTC'de 2002'de kişi başına 4 bin 409 dolar milli gelir düşerken, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde ise 14 bin 836 avro olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Şimdi ise KKTC'de bu rakam 15 bin 492 dolardır. Eğer bir halkın uluslararası alanda başını dik tutacaksanız önce onun ekonomisini güçlü tutacaksınız, kimseye muhtaç eylemeyeceksiniz. Türkiye'nin kudret eli, Kıbrıs Türk halkının üzerindedir. Nisan ayında Sayın Başbakanımızın katılımıyla Anadolu, Kıbrıs'a bir yolla daha bağlanıyor. Denizaltından aziz Anadolu suyunun,  aziz Kıbrıs'a akmasıyla" diye konuştu. Davutoğlu, komşu ülkeler ve bölgelerle ilişkilerde, özel bir mekanizma geliştirdiklerini, yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyleri oluşturduklarını söyledi. Ziyaretlerde hal hatır sormadıklarını dile getiren Davutoğlu, her ziyaretin saatlerce süren işbirliği anlayışı içinde imzalanan anlaşmalarla taçlanan diplomatik hamleler olduğunu anlattı. Davutoğlu, Türk Konseyi'ni kurduklarını, Orta Asya, Balkanlar'da tarihi eserlere sahip çıktıklarını ifade etti. Adil hafızayı kullandığını dile getiren Davutoğlu, bilimadamı olarak tarihin ancak adil hafızayla inşa edileceğine inandığını kaydetti. Davutoğlu, "Kapalı kapılar ardında birbirimize propaganda yaparak tarihi meseleleri çözemeyiz. Alışılmış ezberleri her yerde sürdürerek de çözemeyiz" dedi. Davutoğlu, Ermenistan ile görüşmelerinin suç olmadığını dile getirerek, "Bizim Ermenistan ve Ermeniler ile adil hafıza çerçevesinde biraraya gelmemiz de suç değil, yapılması gereken davranıştır" diye konuştu. Bütçe üzerinde CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Osman Korutürk'e de seslenen Davutoğlu, sözlerini, "Suriye konusunda bir kere de Esad'ın zulmünden bahsedin. Bu konuşmanızdan Esad ve Türkiye düşmanları memnun olur. Bu devlete, bu hükümete hakaret edemezsiniz. Video, filmlere, Halep'in, Şam'ın haline bakın. Kim bombaladı, sizin savunduğunuz Esad'ın uçakları bombaladı. Gelin burada, bu zulmü lanetleyin" diye sürdürdü. Davutoğlu, kendisinden önce konuşan MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş'e yönelik olarak ise "Size Suriye rejimini aklamak düşmez. CHP'yi anlayabilirim ama sizi anlamıyorum" dedi. Sataşma gerekçesiyle söz alan Türkeş, Kıbrıs'ın bir takım kuruluşlara gözlemci olmasından ziyade temsil edilmesinin önemli olduğunu belirtti. Korutürk de sataşma gerekçesiyle Davutoğlu'na yanıt verdi. Davutoğlu'nun,  başarısız olduğunu savunan Korutürk, "Gelmiş geçmiş bakanlar içinde memlekete sizin kadar zarar veren başka bakan yok. Bir bakan söylediği sözün arkasında durabilmeli. Madem başarılısınız, tebrik ediyorum o zaman zirvedeyken bu işi bırakmanızı diliyorum" diye konuştu. Davutoğlu ise Korutürk'ün kendisini başarısız bulabileceğini ancak önemli olanın milletin başarılı bulması olduğunu dile getirdi. 

İçli köfte tarifini sizler için hazırladık. İşte detaylar Detay

YORUMLAR