25.01.2019 08:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Moskova değerlendirmesi: Adana anlaşması tekrar devrede

Putin’in gündeme getirdiği Adana Mutabakatı’na destek veren Erdoğan, “Bunun altında PKK’nın bize teslimi yatıyordu, anlaşma tekrar gündeme gelecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti sonrası temaslarıyla alakalı değerlendirmede bulundu. Dönüş yolunda gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, şunları kaydetti: “Sayın Putin’le Astana sürecini ve Anayasa Komisyonu’nun kurulması konularını ele aldık. Türkiye, Rusya ve İran arasındaki üçlü zirveyi Rusya’da şubat ayı içinde yapacağız. Siyasi geçiş sürecini de bu zirvede ele alacağız.
ABD’nin çekilme kararı sonrası ortaya çıkan yeni tabloyu müzakere ettik. Suriye’de DEAŞ, PYD-YPG ve bütün terör örgütlerine karşı mücadelemizi ele alma fırsatını bulduk. Sayın Trump’ın önerdiği güvenli bölge konusunu ve bunun sahadaki uygulamasını ele aldık. İlgili birimlerimiz hem ABD, hem de Rusya Federasyonu ile görüşmelerini, Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, İstihbarat (MİT) olmak üzere devam ettirecekler.

TERÖRİSTE ÇIKIŞ YOK

Tabii ki bu görüşmemizde, İdlib Mutabakatı’nın uygulanması konusu da ele aldık. Biz İdlib’te hiçbir terör örgütünün faaliyet göstermesine izin vermeyiz. Biz hem İdlib’te, hem de Menbiç’te ve Fırat’ın Doğusunda güvenlik ve istikrarı sağlayacak imkân ve kabiliyete sahibiz.
PYD-YPG konusundaki pozisyonumuz da açık ve nettir. Biz Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin güvenliğini herkesten daha fazla önemsiyoruz. Yani, bu konuda terör örgütü PYD-YPG ile Kürt kardeşlerimizi aynı kefeye koymanın izah edilir hiçbir yanı yoktur.
İkili konularda, ticaret, enerji, ulaştırma, tarım, Akkuyu Nükleer Santralı -ki, orayı açma hedefimiz 2023 biliyorsunuz-, S400 ve vizeler konusunun yanında savunma sanayine yönelik konuları da ele alma fırsatımız oldu.
Malum biz Rusya ile bu yılı kültür ve turizm yılı ilan ettik. Nisan ayında orada yapılacak bir etkinlikte, aynı gün yüksek düzeyli stratejik konsey toplantısını da yapmayı kararlaştırdık.”

PUTİN GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Suriye meselesinde birçok aktör var, aynı anda müzakere yapabiliyor. Bu nasıl oldu?
Bizim buradaki konumumuz hiçbirine benzemiyor ki. Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. Sınırdaş ülke olmanın ötesinde, bizim Suriye ile ortak tarihimiz var. Kültür birlikteliğimiz var. Evlilikler yapmışız. Her bayramda bizden Suriye’ye, Suriye’den bize geçişler oluyor. En son baba Esad’in olduğu dönemde 1998’de imzalanmış bir Adana Mutabakatı var. PKK terör örgütünün mensuplarının bize teslim edilişini, terörle mücadeleyi ele alan bir mutabakat. Önemli bir adımdı. Şu anda belki bunun tekrar gündeme getirilmesi söz konusu olabilir. Nitekim Sayın Putin de bunu özellikle gündeme getirdi; “Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli” dedi. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim. “Türkiye’yi buraya kim davet etti” diyenlere karşı, o mutabakatı masaya getirmemiz lazım. Altında baba Esad’in yetkililerinin imzası var. Türkiye adına da o dönemdeki Dışişleri Müsteşar Yardımcımız Büyükelçi Uğur Ziyal’ın imza koyduğu bir mutabakat; ki Uğur Bey benim Başbakanlık dönemim de de Müsteşarlık yaptı. O mutabakatın iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
Rakka’da ABD’de büyük yanlış yaptı. O yanlışının bedelini de ağır ödedi. Halbuki ABD bizim teklifimize evet demiş olsaydı Rakka çoktan alınmış olacaktı. Rakka’nın alınması ile birlikte buradaki göç ve insan kaybı ortadan kalkmış olacaktı.

ADANA MUTABAKATI NEDİR?

Adana Mutabakatı Suriye’nin, Türkiye’ye PKK’lı teröristleri iade etmesi anlamına geliyor. 1998 yılında imzalanan anlaşmaya göre; Suriye, ülkesindeki teröristlerle mücadele edecek ve yakaladığı üst düzey teröristleri, Türkiye’ye iade edecekti. Bu anlaşma, 2011 yılına kadar Türkiye’ye terörle mücadelede büyük yarar sağladı. Bu anlaşma sayesinde terör örgütü elebaşı Öcalan, Suriye’den kovuldu. Şimdi bu anlaşmanın tekrardan gündeme getirilmesi, Şam’ın YPG/PKK’lkı teröristleri yok etmesi ya da Türkiye’ye teslim etmesi anlamına geliyor.

RUSYA İLE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK DAHA İYİ OLABİLİRDİ

Putin’le görüşme sıklığınız neredeyse rekor düzeyde. Türkiye ve Rusya, özel bir modele, özel bir ittifaka doğru mu gidiyor?
Aradaki virgül dönemini bir kenara koyarsak, bizim aslında Sayın Putin’le ilişkimiz baştan bu yana iyi gelişti. İyi bir frekans yakaladık. Birbirimizi bu süreç içerisinde iyi anladık diyebilirim. Suriye gibi bir mesele yaşanmamış olsa ilişkilerimiz çok daha zirve noktada olabilirdi. Bununla birlikte Suriye konusunda da Rusya ile dayanışmamız, bu meseleyi bir an önce çözme noktasında hakikaten bize güzel imkânlar sundu.

Rusya ile vizeler konusunda bir gelişme var mı?

Vize ile ilgili hazırlıkları yapmışlar. Şu anda Sayın Putin’in imzasını bekliyor.

Putin, “PYD/YPG için Şam’la görüşmesi gerekir” dedi. Sonra konu Adana Mutabakatı’na geldi. Bu anlaşma geçerli mi yenisi mi yapılacak?
O mutabakatın geçersiz olduğunu söyleyebilen kimse yok. Tam aksine Sayın Putin, o mutabakatın orada bizim terörle mücadelemiz açısından önemli olabileceğine işaret ediyor.

Menbiç ve YPG ihtilafı konusunda ABD ile yaşanan problemlerde, Senatör Graham’ın Ankara’da yaptığı açıklamalar bir yeni kilometre taşı olarak değerlendirilebilir mi? Olumlu yönde...
Bu yeni süreçte gerek ABD, gerek Rusya, gerekse biz, Mevlüt Bey’in Pompeo ile yapmış olduğu görüşme, o süreçte 3 ay içerisinde, 90 gün içerisinde buranın boşaltılması... Bugün gelinen nokta itibarıyla, Rusya da ABD de PYD-YPG’nin Menbiç’i boşaltılacağını söylüyorlar. Rusya bu akşam da bize bunu söyledi. Temennimiz odur ki boşaltılır ve Fırat’ın Doğu’suna bunlar gönderilir.

Sizin önceliğiniz Menbiç mi, İdlib mi?

İdlib’i Rusya ile beraber şu anda hamdolsun belirli bir yere oturttuk; hatta biraz daha ileri gidiyorum, kurtardık. Eğer İdlib’de bizim o birlikteliğimiz olmamış olsaydı, oradan 100 binlerce insan, Allah göstermesin göçe zorlanabilirdi, hatta orada büyük katliamlar yaşanabilirdi. Ama güzel bir dayanışma neticesinde bu tür tehlikeler bertaraf edildi. PYD-YPG’nin Menbiç’i boşaltmasını Rusya ile de konuşuyoruz. Menbiç’i temizledikten sonra hedefimiz Menbiç’in yerli halkının oraya yerleşmesini sağlamak.

SURİYE’DE DAHA ÇOK İŞ VAR

Suriye konusunda son düzlüğe geldik mi?
Henüz hissetmiyoruz. Orada halen bayağı iş var diye düşünüyorum. Ayrıca biliyorsunuz, Suriye’de anayasa komisyonu meselesi var. Bu konuda da birileri ipe un seriyor. Birileri “Biz burada varız” birileri, “Siz yoksunuz” havasında.

Suriye ile diplomatik temasımız yok. Süreç nasıl işleyecek?

O mutabakat 2011’e kadar işledi. Bizim, 1 milyona yakın insanın ölümüne sebep olmuş, milyonlarca insanın göçe zorlamış biriyle üst düzey temasımız olmaz. Zaman zaman “Siz davetli misiniz?” diye soruyorlar ya. Davetli olmamıza gerek yok. Bize fiili saldırılar var ve biz 100’ün üzerinde insanımızı kaybetmişiz. Bizi oraya Suriye halkı davet etti. Afrin, Cerablus, El Bab halkı hatta Rakka bile dahil buna. Aşiretler davet ediyor. Rakka’daki aşiretler bile “Türk Ordusu ne zaman gelecek?” diye bizi davet ediyor. Bunlar çok önemli.

Güvenli bölgeyi Türkiye tek başına mı oluşturacak? ABD’liler birlikte çalışmayı teklif ediyor.
Biz, ABD ve Rusya’ya diyoruz ki “Lojistik desteği verirseniz biz, başta DEAŞ olmak üzere bu bölgeyi tüm terör örgütlerinden arındırıp sulh-u sükûna kavuştururuz.

BİZE DÜŞEN İFTİHAR ETMEK

Fazıl Say konserine gittiniz. Say’ı destekleyenler ise “Onu da Erdoğan’a kaptırdık” diye Say’ı linç girişimine başladılar. Ne diyorsunuz?
Fazıl Say, kendini, bulunduğu alanda dünyada ispat etmiş bir arkadaşımız, kardeşimiz. Bize düşen nedir? Bununla iftihar etmektir.

Siz, Fazıl’ı var saydığınızda, CHP yok saydı...

Fazıl beyin babası Ahmet beye çok teşekkür ediyorum. Şahsıma yönelik ifadelerinden dolayı, şahsım, ailem, milletim adına ona da teşekkür ediyorum. O gün güzel de bir tevafuk oldu. Senatör Graham’a, “Biz bu akşam dünyaca meşhur bir piyanistimiz var. Onun prömiyerine gelir misin?” dedik. Gelirim dedi. Onu da aldık. Güzel bir geceydi.

SEÇİME 2 FİRMA İLE ÇALIŞIYORUZ

Cumhur İttifakı adaylarını belirleyip seçim çalışmalarına başladı. Karşı tarafta ise hala pazarlıklar devam ediyor. İki taraf açısından durum değerlendirmesi yapar mısınız?
Biz, kampanyayı yapacak olan ekiplerle çalışmamızı sürdürüyoruz. İki firma ile çalışıyoruz. Hazırlıklarını dinledik. Sloganlar, şarkılar dahil tüm detayları çalıştık. 31 Ocak’ta manifestomuzu açıklayacağız. 1 Şubat’ı da kampanya başlangıcı olarak ilan ettik. YSK takvimine göre 23 Şubat’ta mitingler başlayacak.

Kaç miting yapmayı öngörüyorsunuz? 50 denildi...

Şu anda üzerinde çalışıyoruz. Akışı değişebilir, hiç belli olmaz.

Türkiye Gazetesi-İSMAİL KAPAN

 

İçli köfte tarifini sizler için hazırladık. İşte detaylar Detay

YORUMLAR