21.01.2014 08:25
Çiçek, 'Suriye'deki vahşet kanıtlandı'

Cemil Çiçek, Suriye'de savaş suçu belgelerine ilişkin, 'Vahşetin, zulmün her türlüsünün Suriye'de işlendiğinin en somut kanıtlarından birkaç tanesi' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, NTV'de yayınlanan "Mehmet Barlas ile 45 Dakika" programında soruları yanıtladı. Suriye'de savaş suçu belgeleriyle ilgili Çiçek, "21. yüzyılda görmeyi hiç arzu etmediğimiz, vahşetin, zulmün her türlüsünün bölgemizde, Suriye'de işlendiğinin en somut kanıtlarından birkaç tanesi" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin burada vahşet işlendiğini bildiğini, bununla ilgili demeç verildiğini, toplantılar yapıldığını belirten Çiçek, şunları kaydetti:
"Ancak sonuçta değişen bir durum olmadı. Medeni dünya bir maç seyreder gibi bu vahşeti seyretti. Şu gün mü, bu gün mü toplantı yapılsın, kimler çağrılsın çağrılmasın, bir bildiri yayınlanacak bir hafta müzakeresi sürüyor... Anadolu'da bir söz vardır 'göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlayacak...' Göle su gelip medeni dünya kılını kıpırdatıncaya kadar insanlar ölmeye devam ediyor. Suriye'de suçun her türlüsü işlendi. Birileri bunu halen kabul etmiyorsa bu suça iştirak ediyor demektir. 150 bine yakın insan katledildi. Son olarak 'kimyasal silah kullanılması yasak, kimyasal kullanmayın da birbirinizi nasıl öldürürseniz öldürün' denildi. Böyle bir dünya olabilir mi?" Yargıdaki tartışmalara değinen Çiçek, Türkiye'de, hukuk meselesinin uzun zamandan beri göz ardı edilip her şeyin siyaseten tartışıldığı bir süreç yaşandığını belirtti. Yargının kendisinin de siyasetçilerin de Anayasa'nın 138. maddesini ihlal ettiğini kaydeden Çiçek, "Sanki bunu kimse bilmiyor da ilk ben söyledim. Görülmekte olan davalarla ilgili konuşulmadığını kimse söyleyebilir mi? Grup toplantıları, Genel Kurul dahil, yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili karşılıklı bir alay suçlama oldu" dedi. HSYK ile ilgili Anayasa değişikliği için fırsatın kaçmadığını belirten Çiçek, "Bir sorunu çözerek geleceğe yürümemiz lazım, soruna yeni sorunlar ekleyerek değil. Köklü çözüm HSYK ile ilgili anayasa değişikliğini yapmaktır. Zaman geçmiş değil her zaman yapılabilir" ifadesini kullandı. Anayasa değişikliğinin, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda, HSYK ile ilgili partilerin yüzde 98 anlaştığı metin üzerinden yapılabileceğini söyleyen Çiçek, "Sorunları çözerek değil öteleyerek geçici çözümler bulmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Çiçek, yargıda şu an yaşanan sıkıntının sadece yargı ile sınırı kalmadığını, yargının önemli bir kısmının bu tartışmalardan rahatsız olduğunu; tartışmaların iş dünyasının kimyasını bozduğunu; Türkiye'nin dış dünyada da olumsuz yönde etkilendiğini söyledi. Gelen teklifte bazı maddelerin komisyonda değiştiğini belirten Çiçek, "Teklifin tümünün anayasaya aykırı olduğu yönünde ana muhalefetten ve kamuoyundan gelen itirazlar var. Bazı düzeltmeler oldu, kifayet ediyor mu etmiyor mu bilemiyorum. Genel Kurul'da ne olacak, bunları da görmek gerekiyor" dedi. Çiçek, Türkiye'nin demokrasi kültürü adına çok çaba sarf etmesi gerektiğini, bunun yolunun da uzlaşmadan geçtiğini ifade ederek, şunları söyledi: "Şimdi söylenen 'paralel devlet', başka türlü kavramlar, vesaireler son iki ay içinde birden Türkiye'de 'ne oluyoruz?' gibi bir karanlık tablo koydu önümüze. Bunu herkesin oturup düşünmesi lazım. İkincisi herkes kendi işini yapmalı. Bu ülkede herkes kendi işini bilmiyor, başkasının işini daha çok bilir hale geliyor. Erkler kendi işini bilecek. Yasama, yürütme, yargı üç erk var diyoruz, her erk kendi işini bilecek ama herkes siyaset yapmaya çalışıyor. Sosyolojik gruplar... Yapacağı iş neyse onunla uğraşıversin. Ankara valisinin kim olacağına hükümet karar verir. Bir başkasının karar vermesi gerekmez buna. MİT Müsteşarının kim olacağına başbakan karar verir, onun yolu, yöntemi anayasada, yasalarında bellidir." Vatandaşların devletten adalet, hak, özgürlük, yasaların eşit şekilde uygulanmasını istediğini belirten Çiçek, "Yürütme organının yerine geçerek bir kısım tasarruflar yapmaya kalkarsak bu karışıklıklar yaşanıyor, yaşanmaya devam eder. Taşları bir türlü yerli yerine oturtamadık, savruluyoruz. Savruldukça da ortalık toz dumandan geçilmiyor. 'Ne oluyor?' diye birbirimize soruyoruz. Bunun yolu herkes kendi işini yapacak. Buna razı olacağız. Ama bunun böyle olduğu söylenemez" diye konuştu.  Doğruların siyasi pozisyonlara göre değişmemesi gerektiğini vurgulayan Çiçek, bunun bolca polemiğe yol açtığını söyledi. Türkiye'de esas kayıtdışılığın siyasette olduğunu, yaşanan tartışmaların bunu daha açık ortaya koyduğunu belirten Çiçek, "Türkiye'de bir kısım kuruluşlar, görevi anayasa gereği o işi yapmamak olan bir kısım kuruluşlar, bunlar siyaset yapıyor. Kimi kararlarıyla, kimi tasarruflarıyla vesaire. Sosyolojik gruplar, bunlara eskiden baskı grubu diyorduk ama kimin ne olduğu belli olurdu. Kayıtdışı siyasi unsurlar, onlar da siyasette belirleyici olmaya, etki etmeye çalışıyor"  dedi. Geçmişte iktidarları değiştirmeye çalışan sermaye gruplarının olduğunu herkesin bildiğini ifade eden Çiçek, olup bitenlerden ders çıkarılmasını istedi.

Çiçek, şunları kaydetti: "Eğer Türkriye'de taşlar yerli yerine oturacaksa ekonomi de kayıt içine alınacak, siyaset de kayıt içine alınacak. Kim ne siyaset yapacaksa kanalları açalım, eksik olan yer varsa tamamlayalım, kim ne yapacaksa o belli olsun, net olsun. Değilse, arka planda görünüp, Hacivat-Karagöz sahnede... Bu türlü bir tablodan Türkiye'nin bir an evvel kurtulması gerekiyor. Kim ne ise o olsun, göründüğü gibi olsun, olduğu gibi de görünsün." Çiçek, Türkiye'nin sıkıntıları aşacağına inandığını, hukuk ve demokrasi içinde atılacak adımlarla sorunların çözüleceğine emin olduğunu belirtti. 

İçli köfte tarifini sizler için hazırladık. İşte detaylar Detay

YORUMLAR