26.12.2013 17:39
Bakanlıklarda devir teslim töreni

Kabinenin yeni üyeleri görevlerini eski bakanlardan devralarak mesaiye başladı.

AB Bakanı ve Başmüzakereci olarak atanan Mevlüt Çavuşoğlu, görevi Egemen Bağış'tan devraldı. Kabine değişikliğinin açıklanmasının ardından AB Bakanlığı'nda bugün devir teslim görevi düzenlendi.  Törende konuşan eski AB Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, "Beni Başbakanımızla tanıştıran Mevlüt Çavuşoğlu'dur. Sayın Çavuşoğlu'nun Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük bireysel diplomatik başarısıdır. Mevlüt kardeşime görevi devretmekten onur duyuyorum. Emanet ehlindedir. İçim rahat, gönlüm ferah" dedi.
Çavuşoğlu ile yol arkadaşlıklarının bundan sonra da aynı samimiyetle devam edeceğini vurgulayan Bağış, "AK Parti'yi tanımayanlar, AK Parti'ye ikbal penceresinden bakanlar elbet bu kader arkadaşlığını anlayamayabilir. Şahsi ikbali uğruna ülkenin ve milletin emanetini gözardı edenler, Sayın Başbakanımızın yol arkadaşı olmanın kıymetini anlayamamış olabilir. Ama biz bunun çok net farkındayız" diye konuştu.

AK Parti'nin çok büyük bir aile olduğunu kaydeden Bağış, şöyle konuştu: "Bizi bölmek isteyen mihraklar, fitne sokmak isteyenler hep oldu, olacaktır. Bütün bu tuzakları inşallah birlikte hayal kırıklığına uğratacağız. Bizim Başbakanımızla yol arkadaşlığımız pazara kadar değil mezara kadardır. Bizim davamız ülkeye ve millete hizmet etme davasıdır. Saflarımızı çok daha sıklaştırmamız gerektiğinin farkındayız. Beddua edenlerle değil, hayır duası yapanlarla bu ülkeyi daha da yukarı taşımak için el birliğiyle çalışacağız." Çavuşoğlu da konuşmasında, hem AB takımının kaptanlığını üstlenmenin gururunu hem de görevi Bağış'tan devralmanın verdiği burukluğu yaşadığını söyledi. Yeni görevinin, Bağış'ın çıtayı çok yükseltmesi nedeniyle hem zor, hem de kolay olacağını ifade eden Çavuşoğlu, "İnşallah Türkiye'nin AB sürecini hep beraber daha da kolaylaştıracağız" dedi. Tören, Bağış'ın "Bir çay ısmarlar mısınız Bakanım" esprisiyle sona erdi.
Başbakan yardımcılığına atanan İşler görevi Bozdağ'dan devraldı. Başbakanlık Merkez Bina'daki devir teslim töreninde konuşan Bekir Bozdağ da başbakanlık yardımcılığı sıfatıyla yürüttüğü bakanlık görevini donanımlı, başarılı, birikimli, disiplinli ve çalışkan bir milletvekili olan İşler'e devretmekten duyduğu onuru ifade etti. Bakanlığına bağlı kuruluşlardan Diyanet İşleri Başkanlığını, Türkiye'nin yüz akı, birlik ve beraberliğinin çimentosu bir kuruluş olarak nitelendiren Bozdağ, TİKA'nın da Türkiye'nin yardım eli olduğunu söyledi. TİKA'nın dünyanın neresinde darda ve zorda bir ülke ve topluluk varsa oranın imdadına koştuğunu belirten Bozdağ, "Nereye giderseniz gidin TİKA'yı, onun hizmetlerini, büyük başarılarını göreceksiniz" diye konuştu. İşler'in bu alanlarda yapacağı başarılı hizmetlerle mevcutları daha da ileriye götüreceğine yönelik inancını dile getiren Bozdağ, "Kendisini tanıdığım için de bu güvençle bu rahatlıkla gönül huzuruyla görevimi teslim ederken biliyorum ki benden daha çok koşacak, benden daha çok çalışacak, benden daha çok netice almak için gayret edecek bir arkadaşıma emaneti bırakıyorum. O yüzden de gönül huzuruyla emaneti devrediyorum. Umuyorum ki çok büyük başarıları Emrullah Bey Başbakan Yardımcımız olarak yerine getirecektir" diye konuştu.  
Görevi devralan Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gösterdiği teveccühe layık olmak için elinden gelen gayreti göstereceğini belirtti. Bozdağ'a kendisine yönelik iltifatlarından dolayı teşekkür eden İşler, "Değerli Bakanımız deneyimli bir siyasetçi. Özellikle bu görevi de böyle deneyimli bir siyasetçiden almaktan da ayrıca onur duyuyorum. İnşallah kendisinin tecrübelerinden yararlanacağım" ifadelerini kullandı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak atanan Fikri Işık, görevi Nihat Ergün'den devraldı. Işık, Bakanlıktaki devir teslim törenindeki konuşmasına, Bakanlık görevini kendisine tevdi eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ederek başladı.
Bakan Işık, Nihat Ergün'den ilkelerin hakim olduğu temiz siyaseti öğrendiklerini ifade ederek, şöyle devam etti: "Çok şanslıyım. Bakanlığı aldığı günden bu güne kadar Bakanlıktaki kurumsal gelişimi, Bakanlığın başarılarını, çalışmalarını, icraatlarını yakinen takip eden bir kardeşiniz olarak, zannediyorum bu görevi devir alan en şanslı 10 bakan içerisinde kendimi addediyorum. Nihat Ergün beyden bu görevi devralmış olmak benim için hakikaten bir şans, bir onur. Bir de zorluğu var tabii bu işin. Bu kadar yüksek çıtayı daha da yukarıya taşımanın zorluğu var. Ama onu da sizlerle birlikte ve her zaman da sayın bakanımızdan gerekli desteği alacağımızı ümit ederek daha üst noktalara taşıyacağımıza inanıyorum."
Devir teslim töreninde konuşan Ergün, bugünün, kendisi için çok yeni ve çok sevinçli bir gün olduğunu söyledi. Bakanlıkların, takdirle gelinen ve takdirle gidilen makamlar olduğunu belirten Ergün, şunları kaydetti: "Kimsenin şöyle bir düşünce içinde olması doğru olmaz. Hani, 'Gelinmesi takdir edilince iyi, gidilmesi takdir edilince kötü' olmaz. Çünkü bu makamların usulü budur. Takdirle gelirsiniz, takdirle gidersiniz. Bunlar bir hak değil, bir görevdir. Bu işler, bu makamlar hiçbirimizin hakkı olan makamlar değildir. Dolayısıyla bunu bir hak olarak algılarsa göreve gelenler, görevden giderken de haksızlık olarak algılamaya başlarlar. O nedenle bu tür makamlara bir takdirle gelindiğini, bunun bir hak değil, görev makamı olduğunu bilmek lazım. Dolayısıyla gelirken de iyi, giderken de iyi. Böyle görmek gerekir. Onun için bugün, giderken de bizim mutlu günümüz." Ergün, bu değişikliklerin elbette bir takdir meselesi olduğunu ancak içinde bulunan konjonktürden dolayı farklı değerlendirmelerin de olduğunu söyledi.  
Bunların da gayet normal olduğunu ifade eden Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazı arkadaşlarımız belediye başkan adayı oldukları için bakanlığı bıraktılar. Bazı arkadaşlarımız birtakım iddialar ve soruşturmanın selameti açısından bıraktılar. Benim bir belediye başkanlığıyla alakalı bir rolüm olmayacak. Yani yeni dönemde herhangi bir şekilde belediye başkanlığı adaylığı nedeniyle bırakıyor değilim. Herhangi bir soruşturmanın konusu da değilim. Çok şükür öyle bir konuyla muhatap olmadık şimdiye kadar. İnsanları neyin yoldan çıkardığını biliyorum. İnsanları servet arzusu, şehvet arzusu, şöhret arzusu yoldan çıkarır. Bunların ne kadar yoldan çıkarıcı işler olduğunu biliyoruz. Allah'a şükür parayla pulla işimiz olmadı. Makamların, mevkilerin geçici olduğunu baştan beri biliyoruz. Diğer konularla da bir ilgimiz olmadığını herkes biliyor. Bu açıdan gönlümüz rahat. Sevdiklerimizin de gönlünün rahat olması lazım." Bugünlerde birtakım "cemaat tartışmalarının" da söz konusu olduğuna işaret eden Ergün, tüm toplumlarda cemaatlerin, tarikatla, mezheplerin olduğunu ve olacağını ifade etti.
Bunların, toplumun önemli dinamikleri olduğunu ve toplumun inşasında önemli görevler de görebileceğini belirten Ergün, şunları söyledi: "Ancak devletle ilişkilere gelince, bu ilişkilerin boyutu farklıdır. Çünkü devlet, herkesin ortak organizasyonudur. Tüm vatandaşların, tüm inanç gruplarının. inananların, inanmayanların, farklı ideolojilerde olanların ortak organizasyonunun adı devlettir ve devletin çalışma esasları bellidir. Anayasa, kanunlar ve diğer mevzuat hükümlerince çalışır. Devlet içerisinde her fikirden, her mezhepten, meşrepten insan kamu görevlisi olarak görev alabilir. Yalnız bu ortak organizasyonda çalışırken, insanlar kamu görevlisi olduklarını unutmadan mezheplerini ve meşreplerini dışarıda bırakmasını bilmelidir. Eğer onları dışarıda bırakamazlarsa işler karışır, devlet devlet olmaktan çıkar. Onun için devletle ilişkisi olan insanlar, buna hassasiyet göstermelidirler. Eğer bir yapı yönetilemeyecek kadar büyürse, orada kendi kendini yöneten birimler ortaya çıkar. Durumdan vazife çıkaran birimler ortaya çıkar. Dolayısıyla devletin içinde kendi kendini yöneten birimlerin olması da kabul edilemez. Devletin hangi esaslara göre çalışacağı bellidir. Devlet bunlara bakar, bunlarla hukuk içerisinde mücadele eder. Çünkü devletler bunu kabul edemezler. Cemaatlerde, diğer topluluklarda eğer buna dikkat ederlerse, yönetilemeyecek kadar büyük yapılar oluşmuş ve bunlardan bir kısmı kendi kendini yönetmeye, özerklik ilan etmiş, durumdan vazife çıkarıp başka işler yapmaya yönelmişlerse, onların da bunu dikkatle takip etmesi ve hem kendilerine hem topluma zararlı unsurlar haline gelmesinin önüne geçmelidirler. Bu konudaki kanaatlerim budur. Bu konuda da bazı değerlendirmeler yapıldığı için bunu da ifade etmek istedim. Bu değerlendirmeler gerçeği yansıtmayan değerlendirmelerdir. Bu konuya bakış açım, bu istikamettedir ve bundan sonra da bu istikamette olmaya devam edecektir." Devir teslim töreninde konuşan Sadullah Ergin, görevini siyasette hep yol arkadaşlığı yaptığı "kardeşim" dediği Bekir Bozdağ'a bırakmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Türkiye'nin AiHM'de en çok ihlal alan ülke konumundan ikinciliğe, en çok şikayet edilen ikinci ülke konumundan da beşinciliğe gerilediğini, Türkiye aleyhine yapılan başvuruların da azalmaya başladığını anlatan Ergin, şunları kaydetti: "Bugün bu görevi inşallah bizden sonra bu gelişmeleri daha da ileriye taşıyacak bir arkadaşıma devretmenin hazzını yaşıyorum. Özellikle yargı sisteminde yapılan değişimlerin sonuçlarının vatandaşa ulaşması noktasında bir beklentimiz var. Çünkü alınan tedbirler, değişimler orta ve uzun vadede sonuç ortaya koyacak değişimlerdi. Bundan sonra artık uzun yargılamadan kaynaklı şikayetlerin azalmasını beklediğimiz bir döneme giriyoruz. Bundan sonra Türkiye artık AİHM'deki ihlal sıralamasında klasmanda yer almak istemiyor. 4.5 yılı aşkın süre içinde yaptıklarımız, yapamadıklarımız konusunda bir muhasebeye gittiğimde gerçekten yapılan önemli işler oldu ama yapılan çalışmaların sonuçlarının alınması önümüzdeki dönemde olacak diye ümit ediyorum. Atılması gereken daha çok adım var." Ergin, özellikle hukuk eğitimi, hakimlik, savcılık ve avukatlık mesleğine geçişte süreç ortaya konulması ve görev yapacakların donanımlarının güçlendirilmesi konusunda başlattıkları çalışmaların hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Önümüzdeki süreçte inşallah arkadaşlarımız, görevi devralan kardeşim bu çalışmaları tamamlayacak ve güven veren adalete erişme noktasında eksik kalan hususları tamamlayacaklar. Çalışma arkadaşlarıyla beraber, 76 milyonun beklediği güven veren adalete ulaşma noktasında hayırlı icraatlarını da dört gözle beklediğimizi ifade ediyorum" dedi.
Bekir Bozdağ da Ergin ile her zaman birlikte çalıştıklarını, kendisine büyük saygı duyduğunu belirtti. Sadullah Ergin'den çalışmaları süresince bilgi ve tecrübe olarak çok şey öğrendiğini anlatan Bozdağ, "Böylesine değerli bir arkadaştan Adalet Bakanlığı görevini devralmanın şerefini ve bahtiyarlığını yaşıyorum" dedi.  Ergin'in bilgi ve tecrübesinden her zaman istifade edeceğini kaydeden Bozdağ, "Zor bir sorumluluğu devraldığımı biliyorum, altına girdiğimiz yükün ağırlığının da farkındayız. Ama bunun altından kalkacağımızı ve ülkemize bu alanda hayırlı hizmetler yapabileceğimizi düşünüyorum. Cenab-ı Allah yardımcımız olsun. Adalet Bakanlığı çok güçlü bir teşkilat, burada çok donanımlı kadrolar, bilgi, tecrübe var. Onlarla hayırlı, yararlı hizmetleri sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu. 

YORUMLAR