16.12.2013 12:37
'3,5 yıl sonra vizesiz Avrupa seyahati başlayacak'

Başbakan Erdoğan, "3-3,5 yıllık sürecin sonunda vizesiz Avrupa seyahati başlamış olacak. Bu yeni sürecin Türkiye ve AB için hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "AB ile vizeler kalktığında da hiç kimsenin endişesi olmasın ne Türkiye ne AB üyesi ülkeler bundan en küçük sorun yaşamayacaklardır. Tam tersine vizeler kalktığında iş adamlarımız, sanatçılarımız, sporcularımız, sivil toplum örgütü mensuplarımız daha rahat seyahat edecek ve bu da AB'ye çok önemli katkılar sağlayacaktır. Benim her zaman bir ifadem var, yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz" dedi.
Ankara Palas'ta düzenlenen, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında Vize Serbestisi Diyaloğu ve Geri Kabul Anlaşması'nın imza töreninde konuşan Erdoğan, bugünün, Türkiye ile AB ilişkilerinde gerçek anlamda bir milat oluşturduğunu söyledi. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde 3 Kasım 2002 tarihinin bir ilk olduğunu, AK Parti hükümetinin işbaşına gelmesiyle yeni bir süreç başladığını belirten Erdoğan, 17 Aralık 2004 ve 3 Ekim 2005 tarihlerinin de aynı şekilde ilişkilerde çok önemli dönüm noktalarını teşkil ettiğini anımsattı. Erdoğan, "Bugün de tıpkı bu tarihler gibi hem bir milat olma özelliğini taşıyor ve hem de Türkiye -AB ilişkilerinde artık yeni bir süreç başlıyor. BugünAB ile attığımız karşılıklı imzalarla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına artık vizesiz Avrupa'nın kapıları açılıyor. Tabii önümüzde belli bir süreç daha var. Uzun bir mücadelenin, kararlı bir mücadele ve müzakere sürecinin ardından Türkiye'nin hassasiyetlerini de dikkate alan bir yol haritası üzerinde mutabık kalındı. Türkiye, daha önce verdiği söze riayet ederek geri kabul anlaşmasını imzaladı. 3-3,5 yıllık bir süre sonunda da artık vatandaşlarımıza tam anlamıyla vizesiz Avrupa seyahati başlamış olacak" diye konuştu. Yeni sürecin Türkiye ve AB için hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, emeği geçenlere teşekkür etti.

AB'de vizelerin kalkmasıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa'ya akın edeceği yönünde bir hava oluşturulduğunu dile getiren Erdoğan, AB ülkelerine vize uygulamasının 12 Eylül 1980 sonrasında, darbe rejiminin Türkiye'den çıkışları önlemek amacıyla talep ettiği bir uygulama olduğunun altını çizdi. Türkiye'nin artık iş göçü veren değil, yurt dışından bu anlamda göç alan bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, buna ek olarak Türkiye'de son 11 yılda seyahat kültürünün yaygınlaştığını, seyahat özgürlüğü önündeki tek engel olan ekonomik bariyerlerin de artık aşıldığını belirtti. Erdoğan, önemli bir reform niteliği taşıyan yabancılar ve uluslararası koruma kanunu gibi düzenlemeleri tek tek hayata geçirdiklerini belirterek, "Önümüzdeki dönemde vatandaşlarımıza en kısa süre içerisinde vize muafiyeti sağlanabilmesini teminen, geri kabul anlaşmasının uygulanmasına ilişkin süreç kararlılıkla sürdürülecektir" diye konuştu.
Erdoğan, 21 Ocak'ta Brüksel'e resmi ziyaret gerçekleştirecekleri bilgisini vererek, ziyaretleri sırasında AB Konseyi Başkanı, AB Komisyonu Başkanı ve Avrupa Parlamentosu Başkanı ile görüşmelerde bulunacaklarını dile getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın 27-28 Ocak'ta Türkiye'yi ziyaret edeceğini bildiren Erdoğan, "İnanıyorum ki bu trafik ziyaret ve temaslarla devam edecek ve 2014 yılı Türkiye-AB ilişkileri açısından inşallah farklı bir yıl olacak" değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, son dönemde yaşanan olayların AB'nin Türkiye'ye olan ihtiyacını net şekilde ispat ettiğini ve Türkiye'nin AB'nin ekonomisine, birlikte yaşama kültürüne, siyasetine ve dış politikasına önemli katkılar sağlayacak bir ülke olduğuna vurgu yaparak, "Yaşanan acı hadiselerden ders çıkararak, AB içinde Türkiye hakkındaki tartışmaların ve özellikle de ön yargıların ve engellemelerin tekrar gözden geçirilmesi en büyük arzumuzdur. AB içindeki tüm dostlarımızdan bu çabayı, bu gayreti bekliyoruz. Ben bugünün, 16 Aralık tarihinin, attığımız bu imzaların, Türkiye -AB ilişkilerinde bir milat olduğuna inanıyorum. Atılan bu adımların, ocak ayında yapılacak ziyaretlerin, Türkiye ileAB arasında yeni bir süreci başlatmasını arzu ediyorum. Vizesiz AB ve Geri Kabul Anlaşması'nın mutabakatının hayırlara vesile olmasını bir kez daha diliyorum. Sürece katkı sağlayanlara teşekkür ediyorum" değerlendirmesinde bulundu. Bölgedeki siyasi çalkantılar karşısında son derece net ve ilkeli bir tavır belirlendiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mısır'da çok güçlü bir şekilde demokrasiyi savunduk. Sandık yoluyla gelmiş bir yönetimin ancak ve ancak sandık yoluyla gidebileceğini vurguladık ve askeri darbeyi şiddetle kınadık, eleştirdik. Suriye meselesine aynı şekilde tamamen insani nazarla bakıyoruz. 150 binden fazla masum insanın hayatını kaybettiği Suriye'de şu anda hergün 10'ar 10'ar çocuklar ölüyor. Bazen bu sayı yüzleri buluyor. Üstelik çocuklar artık kurşunlardan, bombalardan dolayı değil, açlık ve soğuktan dolayı hayatlarını kaybediyor. Filistin'de, Gazze'de insani dram her geçen gün farklı bir boyut kazanıyor. İdam cezasının olmadığı AB'nin özellikle Bangladeş'teki idam uygulamasına karşı sesini çok daha yükseltmesini beklerdik. Ama maalesef sesini ben duyamadığıma göre dünyada duymamıştır. Bu konudaki hassasiyette çok çok önemliydi.
Ambargo altında zor günler geçiren Gazze, şu anda bir de sel baskınlarına karşı ayakta durma çabası veriyor. Myanmar'dan Afganistan'a, Irak'tan Somali'ye kadar her ülkede, her coğrafyada Türkiye olarak sadece hakkı, hukuku, adaleti ve vicdanı savunuyoruz. AB bu saydığım meselelerde suskun ya da etkisiz kalmayı tercih etmemeliydi. Türkiye, bu meselelerde evrensel insani değerleri, en güçlü şekilde savunuyor, savunmaya devam edecek."  

YORUMLAR