13.06.2019 09:40
İstanbul’u kim kaybedecek?

Saha analizlerine göre Ekrem Bey yarışa 8 puan önde başladı..

Sonrasında hızlı ve durdurulamayan kayıplar baş gösterdi..
Aradaki fark bir bir eridi..
Seçime hâlâ 10 gün var;
Ve önümüzde bir TV programı söz konusu..
Canlı yayının sonuçlara en az yüzde 1’lik etkisinden söz ediliyor..
Peki ne oldu da Ekrem Bey bu kadar hızla kan kaybetmeye başladı?
-İstanbul’un mahrem verilerinin kopyalanması..
-Lokantadaki tokat olayı..
-İstanbul Belediyesi için hazırlattığı kartonların tamamının yalanlanması..
-Ordu Valisi’ne “it” demesi..
-“Binali Yıldırım, İsmail Küçükkaya’dan soruları istedi” sözünün de canlı yayında tekzip edilmesi..
Liste böyle uzayıp gidiyor..
Yine sahadan bir cümle paylaşalım:
-“Ekrem Bey inandırıcılığını kaybetti..”
Ama “Yandaşlar” bütün olanlara gözlerini sımsıkı kapatmış durumda..
Karşımıza da “zaten güneş diye bir şey yok..” gibisinden yazılar çıkıyor..
Bu güruh 24 Haziran akşamı Muharrem İnce’nin kaçırıldığına da inanmıştı..
 
ASLINDA YAYINA ÇIKMAK İSTEMEDİ
Aslında Ekrem Bey’in, TV yayınına çıkmak istemediğini öğrendik..
Hatta Uğur Dündar moderatörlük teklifini reddedince “Tamam artık bu yayın iptal oldu” denilmiş..
Ama CHP Genel Merkezi geri adım atmamış..
 
“YILDIZLARDAN İNDİ”
AK Partili önemli bir isim şunları söyledi:
-“İstanbul seçmeni 31 Mart’tan farklı olarak Ekrem Bey’in CHP adayı olduğunu teyit etti..”
-“Yıldızlarda geziyordu ama son günlerde lütfetti aramıza teşrif etti..”
-“Rakibinin Binali Yıldırım olduğunun farkına vardı..”
-“Son 10 gün bizim için çok önemli ve belirleyici olacak..”
-“Rüzgâr Binali Bey’in ardından esiyor.. Ekrem Bey bunu gördü ve kontrolü kaybetti..”
 
SANDIĞA GİTMEYENLERE DOKUNMAK
AK Parti sahaya bu kez hâkim oldu diyebiliriz:
-Hedef kitle belirlendi..
-24 Haziran’da sandığa giden ama 31 Mart’ta oy kullanmayan 430 bin kişinin tamamı ile görüşüldü..
-Sandık bazlı çalışma yapıldı.. Adam adama markaj disiplinle uygulandı..
-İlçe ve mahalle başkanları ile sandık sorumluları arasındaki sıkıntı giderildi..
-Kampanya 31 Mart’tan farklı olarak saha ve sosyal medya üzerinden götürüldü..
 
TV PROGRAMI İÇİN ÖZEL ÇALIŞMA YOK
Binali Yıldırım rahat..
Zaman lehine işliyor..
Tepki oylarının geri döndüğünü görüyor..
Pazar günkü TV programına ‘özel hazırlık’ yapmadığını da öğrendik..
Son 10 günü ve geceyi sahada geçirecek..
 
ALMANLARIN “MESUT ÖZİL” GÜNDEMİ!
Almanya yine neyin peşinde?
-SPD Genel Başkanı Andrea Nahles görevden ayrılacağını açıkladı ama yerine adam bulunamadı..
-Aşırı Sağ AfD, AP seçimlerinde milletvekili sayısını 6’dan 10’a yükseltti..
-Naziler, Köln’de Türklerin posta kutularına tehdit mektupları attı..
Hayır hayır Almanya bunların hiçbiriyle ilgilenmiyor..
Tek gündemleri var:
-Mesut Özil’in dillere destan İstanbul düğünü..
-Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nikâh şahidi olması..
Merkel’in özel kalem müdürü Helge Braun, Bild’e özel demeç veriyor:
-“Erdoğan’la görüşmesinin ardından Mesut’un şimdi de nikâh şahidi göstermesi gerçekten çok üzücü..”
Anlaşılan Mesut Özil’in “Büyük hata yaptım Erdoğan’la görüşmemeliydim” demesini bekliyorlardı..
“Alman Millî Takımı’nın başarılı oyuncusu Mesut nasıl olur da Erdoğan hayranı olabilir?”
Belli ki hazmedemiyorlar..
Kimliğini unutması gerekiyordu..
Böyle olsaydı el üstünde tutulacaktı..
Düğündeki Erdoğan’la fotoğrafları yine Alman basınının manşetlerinde..
Hani düşünce özgürlüğünden filan dem vuruyorlardı..
‘Düğüne’ bile tahammülleri yok!
Almanlar ve bütün “Batı” kendisine tam biat eden Türkiye istiyor..
-Bu yüzden Ekrem Bey’i destekliyorlar..
-S-400’den vazgeçilmesi için baskı yapıyorlar..
-PKK/YPG ve DHKP-C’ye destek vermelerinin;
-FETÖ’cülere ve Can Dündar gibilere kucak açmalarının nedeni de aynı..
O özlem duydukları Türkiye gerilerde, 15 Temmuz öncesinde kaldı...
YORUMLAR