05.03.2019 11:54
Marmara için kritik deprem uyarısı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziyadin Çakır, Büyükçekmece ve Kumburgaz açıklarından Adalar'a kadar gelen ve kırılmayan fayda 7'nin üzerindeki büyüklükte deprem olasılığı artarken, zaman ilerledikçe büyüklüğün değişmediğini kaydetti.

"Deprem Haftası" dolayısıyla Marmara Denizi'ndeki fayda beklenen  depreme ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Çakır, 1999'daki İzmit ve  Düzce depremlerini doktora konusu olarak çalıştığını anlattı.

Çakır, GPS ve radar verileriyle fay üzerindeki hareketin etkilerinin  araştırıldığını, kendisinin de yer aldığı ve 2 yıldır devam eden başka bir  projeyle de Marmara'nın deniz tabanında çeşitli ölçümlerin yapıldığını,  çalışmanın bir yıl sonra tamamlanacağını kaydetti.

Kuzey Anadolu Fayı'nın devamı olan en aktif kolunun Büyükçekmece  açıklarındaki orta bölüm denilen kısım olduğunu belirten Çakır, şöyle devam etti:

"Bu kısmın deniz tabanına jeodezik bir ağ kurduk. Akustik ağlar  birbirine sinyal gönderiyor. Fayda bir kayma olup olmadığı araştırılıyor. Fayın  orada kilitli olduğunu tespit ettik. Yani, üzerindeki sürtünmeden ve kayaların  ağırlığının oluşturduğu yüksek miktardaki basınçtan dolayı fayda bir hareket  olmuyor. Küçük küçük depremler aslında sürtünmenin giderilmesinden kaynaklanıyor.   1912'de Şarköy tarafındaki depremde Saros Körfezi'nden Marmara Denizi'ne kadar  olan karasal bölümün kırılarak Ereğli açıklarına geldiğini düşünüyoruz.  Marmara'nın ortasında kırılmayan bölüm var. Yani Büyükçekmece, Kumburgaz  açıklarından Adalar'a kadar kırılmayan bir bölüm var. 70 kilometre civarında  uzunlukta, 10 kilometre derinlikte bir bölüm. Orta segment denilen boğaz  açıklarına kadar olan bir kısım bu. Bu fayın tamamı kırıldığında 7'lik bir deprem  çok rahatlıkla üretebilecek büyüklükte. Yine 1894'teki depremde kırıldığı  düşünülen Çınarcık çukuruna doğru devam eden kısım var. Ya ikisi birden kırılacak  ya da tek tek. İkisi birden kırılınca da etkisi büyük olacak. Ama 7'lik bir  depremin iki katı olmayacak. Bu depremin büyüklüğü 7,1-7,2 olur. Fayın uzunluğu  arttıkça depremin büyüklüğü de artacaktır. Özellikle Adalar'dan geçen fay kıyıya  daha yakın. Bunun etkisi daha büyük olacaktır."

Çakır, Anadolu Yakası'ndaki zeminin sağlam olduğunu, deniz doldurulan  yerlerin ise tehlike arz ettiğini belirterek, Avrupa kısmında da kıyı boyunca  Avcılar, Küçükçekmece, Yeşilköy, Ataköy, Zeytinburnu, Haliç'in kenarlarının risk  oluşturduğunu söyledi.

"EN SON 1776'DA KIRILDI"

Prof. Dr. Ziyadin Çakır, 7 büyüklüğündeki bir deprem için zeminde en  az 4 metrelik bir yer değiştirme gerektiğini belirterek, "4,5 metre yer  değiştirme için 150 yıl gerekiyor. Kuzey Anadolu Fayı'nda büyük depremler  ortalama 200-250 yılda bir yaşanıyor. Denizin içinden geçen kırılmayan bölümün,  en son 1766'da kırıldığı düşünülüyor. Deprem vaktini doldurmuş. Her an olabilir."  dedi.

Çakır, "Depremin burada olacağını biliyoruz. Zaman geçtikçe olasılık  artıyor. Büyüklüğü çok artmıyor. Yılda 2,5 santimetre kayma oluyor. 10 yılda 25  santimetrelik bir kayma yapar. Bu da büyük bir şey getirmiyor. Bu bir yıl sonra  çok daha büyük bir deprem olacağı anlamına gelmiyor. Ama zaman geçti ve  daralıyor." şeklinde konuştu.

Bilimin, depremin ne zaman olacağını henüz belirleyemediğini  vurgulayan Çakır, depremin zamanına ilişkin açıklamaların doğru olmadığını, 20  yıldır Marmara Denizinin altını Fransızlar, Almanlar ve İtalyanların katıldığı  projelerle araştırdıklarını, depremin olacağı zamana ilişkin bir bilgiye  ulaşamadıklarını anlattı.

YALOVA AÇIKLARINDAKİ KAYMA

Çakır, radar ve GPS verileriyle, 1999'daki depremde fayın Marmara'da  Gölcük, Karamürsel ve Hersek Burnu'ndan Yalova açıklarına kadar kırıldığını  belirlediklerini söyleyerek, yakın zamanda gündeme gelen ve sessiz deprem olarak  ifade edilen Yalova açıklarındaki kaymanın 1999'daki kırılan fayın ucunda  yaşandığını anlattı.

Fayın bu kısmında 2 ay süren bir hareket yaşandığını, bunun da "6'lık  bir deprem oldu" şeklinde ifade edildiğini belirten Çakır, "Bu deprem dalgaları  üretmiyor. Deprem yok ama kayma var. Depremdeki kayma kısa zamanda ve sarsıntılı  oluyor. Yavaş yavaş oluşan kaymanın miktarını topladığımızda 6 büyüklüğünde  depreme denk geliyor. Yani fayın yarım metrelik kısmı kırılır.  Bu kayma 2 ayda  olursa sarsıntı oluşmaz ama toplamda açığa çıkan enerji 6 büyüklüğüne denk  geliyor." şeklinde konuştu.

Bu kaymanın, normal bir şey olduğunu belirten Çakır, şöyle konuştu:

"Faylar boyunca bu tür yavaş kaymalar meydana gelir. Sadece Yalova  açıklarındaki bölge değil, İzmit'te de, Karabük bölgesinde de Kuzey Anadolu Fayı  boyunca bu tür hareketler gözlenebiliyor. Sessiz deprem Kuzey Anadolu Fayı'nın  bir çok yerinde oluyor. 2 yıl önce ABD'li ve Fransız araştırmacılarla birlikte  bir makale yayınladık. Bizim bu fay hattındaki İsmetpaşa segmenti olarak  tanımladığımız, Karabük'e bağlı olan bir bölümde 1 aylık bir kayma (sessiz  deprem) yaşandı. Bunun büyüklüğü de 5,9 civarında. Yine yaptığımız bir çalışma da  yayınlanmak üzere. İzmit'te de bunu gördük. Orada da bir ay civarında süren bir  kayma görüldü."

"MARMARA'NIN İÇİNDEKİ FAY KAYIYOR"

Prof. Dr. Çakır, Marmara Denizi'nin içinden geçen fayın bir kısmının  da yavaş bir şekilde kırıldığını vurgulayarak, "Deniz içinde, Japonların  gözlediği batı kısmında, Tekirdağ'a daha yakın olan, Kumburgaz'ın batısındaki  kısımda yavaş yavaş kayma var. Bu kısımdaki kayma 1912'den beri devam ediyor.  Güneyde de Yalova açıklarında oldu bu yavaş kırılma. Bu tür kırılmalar kısmen de  olsa enerjiyi boşaltıyor. Ama bunun miktarı, üzerine gelen yükten azsa orada  enerji birikiyor." dedi.

Son yıllarda büyük depremlerden önce fay üzerinde bir hareket  göründüğünü dile getiren Çakır, Yalova açıklarındaki bu kaymanın ne zaman büyük  bir depreme neden olacağı ya da sonlanacağının belirlenemeyeceğini, kaymanın öncü  ya da artçı bir depremin göstergesi olmadığını sözlerine ekledi.

YORUMLAR