29.09.2014 18:07
Çetin Doğan'ın 'kumpas' şikayeti

Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, kendisine "kumpas" kurulduğu iddiasıyla, Balyoz planı soruşturmasında görev alan emniyet görevlileri, savcı ve hakimlerden şikayetçi oldu.

Balyoz planı davası kapsamında 20 yıl hapis cezasına çarptırılan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, Balyoz planı soruşturmasında görev alan emniyet görevlileri, savcı ve hakimler hakkında, kendisine "kumpas" kurulduğu iddiasıyla şikayetçi oldu.


Avukatı Hüseyin Ersöz ile Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Doğan, Balyoz planı davasıyla ilgili "kumpas" kurulduğu iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Gökalp Kökçü'ye "müşteki" sıfatıyla ifade verdi.

Yaklaşık 3 saat süren ifade işleminin ardından, adliyenin önünde bekleyen gazetecilere açıklama yapan Doğan, adliyeye ayrı bir pozisyonda geldiğini belirterek, gelmekte tereddüt ettiğini, avukatından soruşturmayı yürüten savcı Gökalp Kökçü'nün soruşturma üzerinde çok ciddi olarak durduğu ve kumpası araştırdığı yönünde bilgi aldıktan sonra gelmeye karar verdiğini ifade etti.

- "Bilinen paralel yapı"

Daha önce söz konusu iddialara ilişkin suç duyurularında bulunduğunu ve talepleri doğrultusunda çalışma yapıldığını anımsatan Doğan, şunları söyledi:

"Doğrudan doğruya eldeki somut verilerle hangi polisler hangi belgeyi çarpıtmışlar, nereden almışlar, nasıl yapmışlar bunu ortaya koyduk. Sahte Balyoz darbe planını kurgulayanların parmak izlerini ortaya koyduk. Kurgulayanlar doğrudan doğruya bu darbe planında yer alanlardır. Ve bunlar da maalesef çok acıdır ki bir kısmı görevli polis memurları oluyor. Bunların başka uzantıları var, savcıları, hakimleri var. Bilinen paralel yapı var. Türkiye, bu paralel yapının üzerine gitmedikçe hiçbir sorun çözülemez. Adalet mülkün temeli olmalı. Adalet mülkün temeli değil zulmün aracı olduğu zaman, bütün dengeler bozulur. Hiç kimse kendisini güvende hissetmez."

Doğan, Türkiye'de taşların yerine oturtulması ve adaletin saygı duyulan bir kurum haline tekrar gelmesi gerektiğini ifade ederek, kumpası kendilerine karşı yapılmış değil, Türkiye'ye, Türk adaletine yapılmış bir suikast olarak gördüklerini dile getirdi.

-"Paralel yapının çökmesine yol açacak sonuçlara varacağız"

Balyoz planı davası yargılaması sırasında kumpasla ilgili iddialarını anlattığına ve mahkeme başkanı Ömer Diken tarafından şikayet edilmesi sonrası yargılandığı Silivri Sulh Ceza Mahkemesi'nde beraat ettiğine dikkati çeken Doğan, "Beraat ettirilmem aslında söylediklerimin doğruluğunu teyit eden, ortaya koyan bir olgudur. Ve bugün de verdiğimiz belgelerle, eğer üzerine ciddiyetle gidilirse, sanıyorum ki paralel yapının doğrudan doğruya çökmesine yol açacak çözülecek sonuçlara varacağız" ifadelerini kullandı.

Dava ve soruşturma sürecinde yapıldığını iddia ettiği sahteliklerle ilgili örnekler veren Doğan, "Bütün konuları belgeleriyle sunma imkanı bulduk. Ben savcının konuya ilişkin kendisinin yaptığı açıklamalarla bu konuya vakıf olduğunu, vakıf olmaya başladığını, birçok konuyu da çözeceğini gördüğüm için çok mutluyum. Görünen o ki sayın savcımız yerinde kaldığı sürece, bu davayı eline imkanlar verilirse kısa zamanda sonuçlandırma imkanı da olur. Çünkü bizim kişisel davamız ötesinde, bu davada çeşitli vesilelerle söylediğim vatana gerçekten ihanet var. Neden var? Kendi milli planlarımızı yabancıların eline verdiniz. Niçin? Sahte planlara gerçeklik sanısı uyandırmak için. Planları değiştirmekle olmuyor, milli sırlarınızı vermişsiniz. Balyoz darbe planının sahte olduğu aşikar. Bu her türlü, teknik olarak da içindeki çelişkilerle ortaya kondu ve davanın çökmesi gerekir" diye konuştu.

-"Seminerde suç unsuru yok"

Bir gazetecinin, davaya konu edilen ses kayıtlarında, " İstanbul'a çökeriz" ve "tepeleme" şeklindeki ifadeleri hatırlattığı Doğan, bu sözlerin cımbızla alınıp seçildiğini, bütün ses konuşmalarında darbe ve Balyoz'dan bahsedilmediğini, semineri 162 kişinin izlediğini, sadece sanık sıfatıyla 52 kişinin olduğunu, seminerde hiçbir suç unsuru olmadığının mahkemece de kabul edildiğini ve bu kararın Yargıtay tarafından da onandığını savundu.

Çetin Doğan, bir gazetecinin "Paralel'den kastınız nedir?" şeklindeki sorusu üzerine, "Bu tabi bizim tabirimiz değil. Yani biz de devlete paralel bir yapılanma, devletin içerisinde hiçbir siyasi sorumluluğu olmayan belli bir kesimin yetiştirilip yerleştirilmiş olmasını diyoruz. Bu paralel yapı, devlet organlarında çöreklenmiş, belli merkezlerden emir alan ve onun dediklerini dinleyen, onlar hakkında kumpaslar kuran bir yapı. Benim paralel yapıdan anlayışım bu" ifadelerini kullandı.

-"Türkiye'yi el birliğiyle bu beladan kurtarmamız lazım"

Dönemin soruşturmalarında görev alan polisler, hakim ve savcılardan şikayetçi olduğunu vurgulayan Doğan, şunları kaydetti:

"Türkiye'de adalet maalesef yerin dibine girmiş, kaybolmuş. Taşların yerine oturması lazım. Bunda da siyasi mülahazalar güdülmeden, bütün partilerin bu konuda iş birliği yapması lazım. Efendim bu bunun işine geliyor da bunun haberi var da yok. Bu bizim söylediğimiz kumpas, bu Balyoz davası başka yapılan herhangi bir iğrençlik varsa, başka yapılan yolsuzluk varsa bunları örtmek için kullanılamaz. Bu sabit, somut bir şey. Bunun için de ilgili muhalefetiyle iktidarıyla el birliğiyle, Türkiye'yi üzerindeki bu beladan tamamen kurtarmak lazım. Ne halde olduklarını görüyoruz. Yargıtay'da bir kısım daireleri görüyoruz maalesef. Bu feci bir durum. Bundan bir an evvel çıkmanın yolunu, birlikte, akılla, sağduyuyla bulmak gerektiğine inanıyorum."

Kamu görevlileri dışında bazı kişilerden de şikayetçi olduğunu vurgulan Doğan, "Sivillerden henüz böyle tam suç duyurusu olarak değil, belli ifadelere dayalı olarak kuşkulandığımız kimseler var. İfadelerinin alınmasını istedik. Bunları siz tahmin edin, basında isimleri geçiyor" dedi.

- Doğan'ın savcılık ifadesi

Çetin Doğan, savcılıkta verdiği ifadede, soruşturmanın Balyoz CD'lerinin tesliminden çok önce başlatıldığını ve bunun da olayın "kumpas" olduğunu gösterdiğini iddia etti.

Soruşturma sırasında kolluk güçlerinin hazırladıkları fezleke ve tespit tutanaklarının gerçekleri çarpıttığını, somut delillerin ortadan kaldırıldığını ve bir kısmının da saklandığını öne süren Doğan, fezleke ve tutanakların değişmeden iddianamede yer aldığını ve emniyet görevlilerinin sahte belge çetesinin içinde olduğunu savundu.

O tarihlerde İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü olan Yurt Atayün'ün, 1. TÜBİTAK raporundaki tespitleri çarpıtarak tespit tutanağına dönüştürdüğünü ileri süren Doğan, "Soruşturmada görev alan kolluk görevlileri ile Fetullah Gülen cemaatinin ilişkisini Zaman Gazetesi'nde yer alan 22 Ocak 2010 tarihli yazı da göstermektedir. Gazetenin bu tarihli yazısındaki değerlendirme, 25 Haziran 2010 tarihli kolluk güçlerince hazırlanan tespit tutanağında aynen yer almıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Doğan ifadesinde, sahte dijital verilerle tutuklu yargılanmasına neden olduğunu iddia ettiği suç örgütü faaliyeti kapsamında iftira, hürriyeti tahdit ve sahtecilik suçlarını işledikleri gerekçesiyle tüm şüphelilerden şikayetçi olduğunu belirtti.

Savcıya beyanda bulunan Doğan'ın avukatı Hüseyin Ersöz de şu ifadeleri kullandı:

 "Bu yapı sadece ihbarcı Mehmet Baransu ve kolluk kuvvetlerinden oluşmamaktadır. Yargılama aşamalarında görev alan hakim ve savcılar da bu örgütlü yapının bir parçasıdır. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay'ın kaleme almış olduğu muhalefet şerhlerinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Özellikle tutukluluk halinin devamına karşı yapılan itirazların değerlendirilmesi aşamasında, izinden dönerek, itirazları inceleyen heyete dahil olmuş hakimlerin bulunduğunu bilmekteyiz. Bunlar arasında Mehmet Karababa, Metin Özçelik ve İdris Asan isimli hakimler bulunuyor. Ayrıca yargılama sırasında HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur ve 3. Daire Başkanı Ahmet Hamsici'nin de yargılamayı yapan hakim ve savcılarla 2010 senesinden itibaren görüştükleri bilinmektedir."

YORUMLAR