14.09.2020 14:30
12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)

Aslında Reginald Rose imzalı bir tiyatro oyunu olan 12 Öfkeli (kızgın) Adam filmi, 1957 yılında renkli çekilme imkânı olmasına rağmen, sırf drama unsurunu daha iyi yansıtır düşüncesi ile siyah beyaz çekilmiş. Bir sanığın suçlu olup olmadığı ile ilgili karar vermek için bir odada toplanan on iki jüri üyesinin hummalı tartışmalarını seyrettiğimiz filmde; Amerikan hukuk sistemi, idam cezası ve ırkçılık gibi konular eleştirilirken diğer taraftan adaleti sağlama yetisi verilmiş kişilerin de psikolojisini, karakterlerini, ön yargılarını, mantık ve vicdan ölçülerinin ustalıkla değerlendirildiğine şahit oluyoruz. Şimdi gelin sinema tarihinin unutulmaz kült filmleri arasında yer alan film hakkındaki detaylara hep birlikte bakalım. Keyifli seyirler diliyoruz şimdiden...

Gettoların yaygınlaştığı, ayrımcılık ve ırkçılığın had safhada olduğu 1955 yılı Amerika’sında sivil hakları hareketlerin yeni oluşum halinde kendini göstermeye başladığı yıldan iki yıl sonra beyazperdeye aktarılan efsane filmi, Sidney Lumet yönetmiş, usta aktör Henry Fonda ise başrolünde oynamış.

12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)

Kalite için bütçe gerekmediğinin en güzel örnek sinema filmlerinden biri olan ve beyazperdeye aktarılmasının üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen günümüzde güncelliğini korumayı başaran bu film, hem döneminin toplumsal yargılarına hem de izleyicinin kendini sorgulamasını sağlıyor.

Film, babasını bıçakla öldürdüğü iddiasıyla ölüm cezası ile yargılanan Genç (John Savoca) ve onun ceza alıp almayacağı ile ilgili kararı verebilecek Amerikan toplumunun farklı kesimlerinden bir araya gelmiş on iki jüri üyesinin hikâyesini konu ediniyor. Filmde on bir üyenin öfkeli bir şekilde gencin idam edilmesini istemesine karşın bir jüri üyesinin (Henry Fonda) oylama sırasında gencin masum olabileceğini söylemesi o küçük odada kan ter içinde tartışmaların yaşanmasına sebep oluyor.

12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)

İnsana ait değerler olmasına rağmen günümüzde çoğu insanın bilerek ya da bilmeyerek çalıştırmaktan vazgeçtiği; "ahlak ve vicdan" gibi kavramların hakkını vererek; önyargıların nasıl kırıldığını, adalet sisteminin nasıl eleştirilmesi gerektiğine yönelik sahnelerin yaşandığı filmde insan düşüncesinin manipülasyona nasıl açık olduğunu, dayatılan fikirlerin mutlak doğru olmadığını, kendi sınırlarımızın farkında olmadan nasıl başkaları tarafından ustalıkla kullanıldığını hayranlıkla seyredeceksiniz... 

12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)

Diğer taraftan, Amerikan tarihinde yaşanılanlara da ışık tutan film, kendi dönemininin toplumsal ve politik izlerini de seyirciye vermeyi ihmal etmiyor. Filmin öyle sosyal mesaj verme gibi bir kaygısı yok, ancak 96 dakika boyunca bir odada konuşmaların yaşadığı bu filmi soluksuz izleyeceğinizden de hiç şüphemiz yok. 
Filmde evrensel konuları ustalıkla oynamayı başaran Hanry Fonda'nın haricinde her izleyenin bölünmüş karakterler arasında sizlerde kendinizi istemsiz bir şekilde filme kanalize oluyorsunuz. Neredeyse tek bir odada geçen film, düşük bir bütçeye sahip olmasına rağmen milyon dolar harcanan günümüz yüksek bütçeli klişe filmlerine taş çıkartır cinsten. 

12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)

Geniş bir oyuncu kadrosuna sahip olan filmde oyuncuların her biri kendilerine düşen görevi harika bir şekilde yerine getirmeyi başarmış. Anlık gelişen duygu değişimleri, kararsızlıklar, önyargılar, korkular, kibir halleri izleyenlere öylesine ustalıkla yansıtılmış ki siz de ister istemez kendinizi ya suçlanan gencin yerinde ya da genci yargılayan 12 jüri üyesinin tartışmalarının arasında kendinizi 13. jüri üyesi olarak konumlandırıyorsunuz.   

12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)

Filmin başrol oyuncusu olan ve tek farklı fikre sahip olan üyesi Davis (Henry Fonda) ile ilgili de söylenmesi gereken de çok şey var aslında. Özellikle topluluğun içinde aykırı olan bu karaktere karşı birbirini destekleyen 11 üyenin birbirinden aldıkları güçle sindirmeye çalışmalarına karşı duruşu, tavrı, cesareti ve kararlı görünme halini muhteşem bir şekilde oynanmış. Filmin sonunda: "Eğer Davis de olmasa bir gencin ölümüne tanıklık edecektik" diye söyleneceğiniz gerçeklikte oynayan usta oyuncu Fonda, aynı zamanda diğer jüri üyelerinin önyargılarının altındaki gerçek sebebin ortaya çıkartılma aşamasında da bilgi ve becerisini ustalıkla kullandığına şahit oluyoruz.  

Evet, derin anlamların yüklü olduğu konuşmaların, tartışmaların hamam gibi bir odada kan ter içinde nasıl yaşandığına şahit olduğumuz film artık sinema tarihinin unutulmaz en önemli başyapıtlarından biri olarak karşımızda duruyor.

Seyretmeyen çok şey kaçırır diye ayrıca not düşmüş olalım. 

Bu arada filmden unutulmaz bir kaç replikle yazımıza son verelim.

  • "Olayı, nereye çekerseniz çekin ön yargı gerçeği hep saklar."
  • "Gerçeklerden bıktım, usandım. Gerçekleri istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz." 
  • “Bir hiç olmak çok üzücüdür beyler. İnsanlar hep aranmak ister, dinlenmek ister bir kez de olsa önemli olmak ister."
YORUMLAR