02.04.2018 17:10
Otizmin engellerini birlikte aşıyorlar

Henüz 2 yaşındayken ailesinin, sosyal gelişiminde birtakım değişimler fark ederek doktora başvurmasıyla otizm tanısı alan 10 yaşındaki Emre, hayatındaki tüm engelleri annesinin desteğiyle aşıyor.

Henüz 2 yaşındayken ailesinin, sosyal gelişiminde birtakım değişimler fark ederek doktora başvurmasıyla otizm tanısı alan 10 yaşındaki Emre, hayatındaki tüm engelleri annesinin desteğiyle aşıyor.

Gözlerini dünyaya 2008'de açan Emre Hasan Metin'in gelişim süreci, 2 yaşına kadar normal şekilde ilerledi.

2 yaşına geldiğinde ise başta ailesi ve yakın çevresiyle olan göz kontağını kesen Emre'nin bir süre sonra konuşma yetisi de kayboldu.

Bu sorunların geçici olmadığını anlayan anne Fatma Gör, vakit kaybetmeden harekete geçerek doktora başvurdu. Yapılan testlerin sonuçlanmasıyla Emre'nin otistik olduğu anlaşılması üzerine ailenin de hayatı bir anda değişti.

Öğretmenlerinin desteğiyle engelleri aşmaya çalışan Emre'nin eğitim hayatı, annesinin çabalarıyla evde de hız kesmeden devam ediyor.

Otizmle mücadelesinde hiç yılmadan her an oğlunun yanında olan Gör, oğlunun iyi bir eğitim alarak hayata hazırlanmasını istiyor.

Anne Gör, sevgisi ve sabrıyla her an oğlunun yanında olurken, evladının resim ya da spor konusundaki yeteneklerinin desteklenmesini bekliyor.

"Otizmi ilk duyduğumuzda dünya başımıza yıkıldı"
Oğlu ile birlikte otizme karşı verdikleri mücadeleyi AA muhabirine anlatan Gör, Emre'de 2 yaşına gelmeden ters giden bir şeyler olduğunu fark ettiğini söyledi.

Emre'nin önce göz kontağını kestiğini, çevreye ilgisini bitirdiğini ve bu süreçte tekrarlayıcı davranışlarının arttığını dile getiren Gör, "Bazı şeyleri çok iyi yapıyordu, bazı şeylerde de çok zayıftı. Konuşması vardı, onu da bıraktı. Artık ters giden birtakım şeyler olduğunun farkındaydık ama otizmi tam olarak, kelime olarak hiçbir zaman duymamıştım. Televizyonda o arada bir program seyrediyorum, anlatılan şeyle de Emre'nin yaptığı benzer davranışları söylüyor. Kapılarla çok oynardı. Farklı nesneleri sıralı şekilde çok güzel şekilde diziyordu. Hemen bir nöroloji doktorundan randevu aldık. Orada otizm tanısı konuldu." diye konuştu.

Gör, tanı konulmasının ardından ne yapacaklarını bilemediklerini anlatarak, şöyle devam etti:

"Otizmi ilk duyduğumuzda dünya başımıza yıkıldı. Yani tek çocuğun, temiz suyu kaynatıp içiriyorsun, ütüsüz hiçbir şey giydirmiyorsun. Ateşine, nefesine bakıyorsun ve bir anda karşınızda kocaman otizm denilen büyük bir canavar ve sen onla mücadele edeceksin. Tabii çok zor günlerdi. Başta kabullenemedik, kabullenmek de istemedik. Herkes de şaşırdı çünkü gerçekten çok da belli olmayan bir durumdu. Oğlum hiperaktif, hayat dolu bir çocuktu. O göz kontağını kesmesi, bakışlarının durması, bizimle olan diyaloğunu bitirmesi, beni de uzun süre hayata küstürdü. Vakit kaybetmeden hemen eğitime başladık. Çok küçüktü. 7 seneden fazladır özel eğitim alıyor. Birtakım terapilerle, etkinliklerle şimdiye kadar böyle mücadeleci bir yol. Doktor, tedavi... Yetmiyor, otizmde yapılan hiçbir şey yetmiyor."

"Bu kadar mücadeleci olduğumu bilemezdim"
Oğlunun el becerisinin normal gelişen çocuklardan daha hızlı olduğunu, Emre'nin bu özelliklerinin eğitilmesiyle daha iyi bir noktaya gelebileceğini vurgulayan Gör, "Hatta meslek adı altında da bir şeyler yapılabilir ama eğitim çok önemli tabii. Resme yeteneği var, görsel sanatları çok iyi çünkü bu çocukların hafızası çok yüksek. Mutfak becerimiz var, benimle beraber yemek yapmayı çok seviyor. Resimde çok iyi. Daha önce bir ödül aldık okullar arası yarışmada. Bu durum kendine göre bütün otizmli çocuklarda var. Bir yeteneklerini geliştirdikleri zaman topluma çok faydalı bireyler olabiliyorlar, kendi için de zarar verici davranışlardan daha uzak oluyorlar. Eğitim otizm de şart, en çok takıldığımız konu bu." değerlendirmesinde bulundu.

Gör, oğlunun hayatındaki her şeyden daha önemli olduğunu ve her zaman destekçisi olacağının altını çizerek, kendisinin de bu süreçte kısa bir dönem bocaladığını, çok zor günler geçirdiğini anlattı.

Hayatı beraber sırtladıklarını aktaran Gör, "Nefesim yettiğince onunla beraber bu hayatı sırtlamaya devam edeceğiz. Gücümü Emre'den alıyorum, bu doğru. Bu kadar mücadeleci olduğumu bilemezdim. Evlat için sonuna kadar gidilir ama otizmli bir evladın varsa belki iki, belki üç, belki de binlerce kez mücadele ediyorsun. Düşsen de tekrar kalkıyorsun. O güç bitmiyor. İçimde çok büyük bir güç var. Gücümü önce Allah'tan sonra Emre'den alıyorum. Dünyaya bir daha gelsem yine benim evladım Emre olsun isterim. İyi ki diyorum bana denk gelmiş."

"Emre'nin ilerideki yaşamı için desteklenmesi şart"
Otizmle mücadelede ailelere çok fazla görev düştüğüne, bunun birlikte verilmesi gerektiğine işaret eden Gör, "Sevgiyle, sabırla anne-baba asla vazgeçmeyecek. Bütün aile kenetlenecek. Biz şimdi Emre ile birbirimize kenetlendik. Evet biz bize yetiyoruz. Benim durumumda olan çok fazla kadın var. Onu da biliyorum. Ayakta durmak zorundayız çünkü çocuklarımız her şeyden önemli. Beni geçtik, ben diye bir şey yok, biz biziz artık Emre ile." diye konuştu.

Gör, ayda 8 saat rehabilitasyon alan, devlet okulunda özel eğitimini sürdüren oğlunu, imkanları kısıtlı olduğu için resim ya da spor konusunda destekleyemediği ancak bu yeteneklerinin değerlendirilmesinin Emre'nin ilerideki yaşamı için elzem olduğunu belirterek, bu konuda hayırseverlerden destek beklediğini kaydetti.

Otizmde şu anda bilinen tek tedavinin eğitim olduğunu vurgulayan Gör, "Emre'nin eğitimle çok iyi yerlere geleceğini biz biliyoruz. Buna da inanıyorum. Gerçekten birtakım desteklerle eğitimi çok iyi alabilecek bir çocuk. Spor alanında, resim alanında olsun kendisinde birtakım beceriler var ama bunu ortaya çıkarmak için bizim de desteğe ihtiyacımız var. Şu andaki imkanlarla bunu tek yapabilmem mümkün değil. İnşallah sesimizin duyulmasını istiyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.

YORUMLAR